Conta Elastik işçileri: “Emekçi cephesi tüm çalışanlar adına çok yararlı olur”

Gebze’de Pulver Kimya bünyesinde bulunan Conta Elastik’te örgütlenme çalışması yürüten Petrol-İş üyesi 3 işçi 4 Ağustos’ta direnişe başladı. İşçilerden Hakan Dağlı ve Enver Kaplan ile direnişi ve süreci konuştuk.

Gebze Organize Sanayi Bölgesinde (GOSB) bulunan ve toz boya üretimi yapan Pulver Kimya ile bünyesinde bulunan diğer 4 şirkette örgütlenme çalışması yürüten Petrol-İş, Conta Elastik şirketinde sendikal yetki belgesini aldı. Sendika örgütlenme faaliyeti yürüten 3 işçi şirkette çoğunluğun sağlanmasının ardından işten atıldı. İşten atılan işçiler 4 Ağustos’ta fabrika önünde direnişe başladı. Fabrika içinde çalışan işçilerin de destekleriyle direnişleri devam ediyor.

Pimapen contası üretilen fabrikada çalışma koşulları da çok ağır. Üretilen contalar büyük rulolara sarılıyor, ruloların tanesi 25-30 kilogram arasında. İşçiler, havalandırmaların düzgün çalışmadığı, çok sıcak ortamlarda çalışıyor.

Önce süreci sorarak başlıyoruz sohbetimize. 2015’ten beri çalışan, sendika üyesi olduğu için işten atılan Enver Kaplan, sendika gelmeden önce patronla görüşmeye kendi içlerinden seçtiği temsilcinin gittiğini anlattı. Bu şekilde ilerlemenin zor olduğunu söyleyerek “Sonuç olarak karşımızdaki bir patrondu. Her sözleşmeden sonra biraz bizim dediğimiz olsa da genelde işverenin dediği kabul oluyordu. Şu an bu süreçte asgari ücrete gelen %30 zammı işveren bize %20 şeklinde lanse etti, artı bunun %12,5 kısmını 2023 Ocak ayında geri alacağını söyledi. Yani bugünkü gündemde devlet bize yüzde 30 zam verirken, işçiye hakkını verirken işverenin bizi asgari ücret seviyelerine düşürmesi hatta daha aşağılarına düşürmesine biz itiraz ettik. Tabi itiraz etmemiz fark ettirmedi. Bize dedi ki çalışan çalışsın çalışmayan kapı orası. Birkaç örnek firma gösterdik kendisine dedik ki sizinle eşdeğer firmalar bunlar sizin kadar büyük firmalar bunlar. Şimdi bak bu arkadaşlar vermiş %40-43, siz bize %7,5 veriyorsunuz, bu olamaz dedik bu şekilde.” dedi.

“Geleceğimizi işverenin iki dudağı arasında sunmak istemiyoruz” diyen işçiler Petrol-İş Sendikası ile görüşmeye başlamış. Enver Kaplan öncü işçilerden biri. Fabrikada anayasal çoğunluğu geçip, bakanlığa evraklar gönderilmiş. Patronun duymasından sonra da öncü üç işçi işten çıkarıldı.

“Atılan arkadaşlarımıza destek amaçlı hem içeride hem dışarıda çalışıyoruz”

2020’de Conta Elastik’te işe başlayan Hakan Dağcı, fabrikada halen çalışıyor. “Burada atılan arkadaşlarımıza destek amaçlı hem içeride çalışıyoruz hem de burada dışarıda. İş saatimizi doldurduktan sonra onlara destek amaçlı burada yanlarında durmaya çalışıyoruz. İnşallah kazanmayı hedefliyoruz. Kazanırsak bizim için çok daha iyi olacak.”  diyerek birlik beraberliğin bozulmaması gerektiğinin altını çizdi.

İşe ilk başladığında işçiler arasında birliğin olmadığını belirtti ve “O zamanlar tabi bu kadar çok fazla kötü bir durum yoktu burada. Ülkenin ekonomisi dolayısıyla da. İnsanlar birliğin olmaması nedeniyle kazanamadığımızı, birlik olursak kazanabileceğimizi kafasında kuruyordu. Bunu sessiz sessiz yakınımdaki arkadaşlarım bana söylüyor. Bir başkasına söylüyor. Ve herkes bundan şikayetçi. Çalışma hayatımda iki sene boyunca bunu fark ettim. Ve gerçekten doğru söylüyorlar. Sendikanın gelmesini istediğim sebeplerden biri birliği sağlayabilecek kurumsal bir şeyin olması. Herkes burada bunun bilincinde.” dedi.

Dağcı’nın aktardıklarına göre cesaretsizlik ve patronun işçileri kolayca susturmasından dolayı Conta ve Pulver tarihinde hiç böyle bir duruma rastlanmamış.

“Burada bilinç kazandık”

Fabrika içindeki durumu sorduğumuz zaman herkesin işten atılma korkusunun olduğunu ve bundan dolayı işçilerin, işlerine dört elle sarıldığını söylüyor. Normalde sendikanın girmesi sürecinin kızışmalı geçtiğini fakat burada sürecin sessiz işlediğini anlatıyor. İşten atılan arkadaşları için burada olduklarını belirterek “Çalışan arkadaşlarımız içeride öyle bir birlik halindeler ki. Sendikanın girmesinden ziyade; sendika buraya girmese bile diyecek ki: “Ya biz bunu yaptık, denedik. Yapmaya çalıştık. Olmadı. Ama biz bunu tekrardan bir daha yapabilir miyiz ? Tekrar bir daha bu birliği beraberliği sağlayabilir miyiz?”  Bu gibi bir düşünceye sahip olduk. Bilinç kazandık yani. Ama burada şu anda tek amacımız buradaki çıkarılan üç arkadaşımız. Kimisi hasta çocuk babası. Kimisinin iki tane çocuğu var. Kimisi borç harç içerisinde. Ama herkes bir şeylerden fedakarlık etmiş. Onlar için buradayız şu anda aslına bakarsan. Sendikanın gelmesinden ziyade onlar için buradayız. Onların geri alınması lazım. Ama onlar içeriye girdikten sonra çok farklı bir durum olacak. Çok acayip bir şekilde insanlar böyle motive olacak. Daha farklı olacak. Daha güçlenmiş olacak. “Biz bunu yaptık. Bunları içeri aldık. Daha farklı şeyleri, daha çok güzel şekilde kazanabiliriz” gibi bir bilince sahibi olacaklar bence.” dedi.

Bugün ülkemizde birçok işçi direnişi görüyoruz. Direnişlerin birbirini desteklediği zaman kazanmasının daha kolay olduğunu görüyoruz. Koç Üniversitesi işçileri ETF işçilerine “Korkmayın, biz direndik, kazandık. Siz de kazanacaksınız.” diyerek güç veriyor. Aynı havzada bulunan direnişçi işçiler birbirlerini ziyaret ediyor. Bu süreç ışığında Dağlı ve Kaplan’a “Dayanışmayı büyütmek adına neler yapılabilir? Mesela ülkemiz işçi sınıfı için ortak bir emekçi cephe bugün bir ihtiyaç mıdır?” sorusunu soruyoruz.

Kaplan sorumuza birlik olmanın önemini vurgulayarak “İşçiler birlik olursa hiçbir patron karşısında duramaz. Çünkü biz onların ekmek teknesiyiz. Öyle söyleyeyim. Yani biz çalışmadığımız zaman orada makineyi çalıştıramaz. Buradan işçi arkadaşlara da söylüyorum yani: Kimse korkmasın. Herkes sendikalaşsın. Çünkü bir kişinin geleceği patronun iki dudağının arasında kalmasın. Burada gelecek kurmaya çalışıyorsun, senden sonraki nesil için bir şeyler yapmaya çalışıyorsun, kendi aileni daha iyi bir seviyede yaşatmaya çalışıyorsun. O yüzden buradan işçi arkadaşlara da sesleniyorum:  Arkadaşlar korkmayın. Sendikalaşın. Sendikalar ne kadar büyürse bizim için o kadar iyidir her zaman.” şeklinde cevap veriyor.

Asen Metal işçilerinin kendilerini ziyarete geldiğini söyleyen Kaplan “Çok gururlandım ben mesela. Çünkü farklı sendikalar olsak bile sonuçta hepimiz aynı gemideyiz. Eğer birleşirsek patron ağını kırabiliriz. Kırdığımız zaman da bu bizim lehimize olur.” şeklinde düşüncelerini ifade ediyor.

“Emekçi cephesi tüm çalışanlar adına çok yararlı olur”

Dağlı, direnişin kazanması ve daha kolay sonuçlanması için emekçi cephesinin, işçilerin birliğinin olması gerektiğini söyleyerek sözlerine başlıyor. Bölgede birçok farklı sektörden işçi olduğunu belirterek “Burası- Gebze, Marmara bölgesi- ülkemizde sanayisi gelişmiş bir yer. Burada her türden sınıflar var. İşçisi var, memuru var, metal sektöründe çalışanı var, plastik sektöründe çalışanı var. Bunun gibi buna benzer birçok sınıflar var. Mesela hepsinin bir olduğunu düşünürsek, hepsinin birlikte olduğunu düşünürsek işveren sonuçta benim sayemde ekmek kazanıyor. Benim sayemde para kazanıyorsa onların birlikte kazandığı işverenler var sonuçta. Ben bir ticaret adamı bile olmuş olsam, küçük bir esnaf bile biriyle ticaret yapıyor sonuçta. O ona fatura kesiyor. O ona iş yapıyor. Burada büyük firmalar olarak birbirleriyle beraber irtibat kurmuş olduğu bir firmalar var.” diyerek durumu tarif ediyor.

Dağlı işçilerin birleşmesinin patronlara baskı yaratacağını ifade ederek “Burada nasıl bir şeyler olabilir mesela? Ben burada plastik üzerindeyim. Ama benim yanıma metal işinde çalışan arkadaşlarım geliyor. Aynı sınıftan işçiler geliyor. Metal sektörünün işvereni şunu diyebilir: “Benim işçilerim gidip plastik sektöründe çalışan arkadaşlarına, çalışan arkadaşlara yardım ediyor. Bunlar da onu görüyor. Demek ki bunlar yalnız değil.’’ gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ve bunlara psikolojik baskı da olabilir bence. “Bunlar güçlüler. Ben bunları paramla ya da ne bileyim bunları bireysel bir şekilde kazanamamam’’ gibi bir düşünceye sahip olmalarına destek oluyor diyeyim. Yani yardımcı oluyor aslında.

“Emek Cephesi bence tüm çalışanlar adına çok yararlı bir şey olur. Herkes birbirine destek olduğu zaman gerçekten bunun işveren de farkında zaten. Bırakın yüz kişiyi. Bir milyon işçi var. Sekiz milyon çalışan işçi var. Bunların hepsinin bir olduğunu düşünürseniz akıl almaz derecede bir birlik olur. Ve hiçbir işveren bunların karşısında duramaz zaten. Büyük firmalar bile duramaz. Burada sonuçta genellikle beden gücüyle çalıştığı için insanlar, işverenin hiçbir şekilde karşılarında durabileceğini düşünmüyorum.” şeklinde sözlerine devam ediyor.

“Amazon depo direnişçilerine mesaj”

Dağlı, DGD-SEN öncülüğünde Tavşanlı Amazon deposunda direnen işçileri selamlayarak “Vazgeçmesinler, bölünmesinler. Kimse korkmasın. Yani burada ben 2015 girişliyim. Yedi yılımı arkadaşlarıma öncülük yaparak geçirdim. Hep bir sendikal mücadele, hep bir temsilciydim yani burada. Onlara hep dedim ki cesaretli olun, cesaretli olun ve bunun meyvelerini topladım şu an mesela. Çok şükür hepsi destekliyor beni, sağ olsunlar. Buradan arkadaşlarıma da selam söylüyorum. Direnen arkadaşlara selam söylüyorum. Sonuna kadar devam etsinler. Vazgeçmesinler.” şeklinde desteklerini ifade ediyor.

Amazon depo işçileri 7 Ağustos 2022’de direnişe çıkmıştı.

“Birliğinize inanın, gücünüze inanın”

Son sözlerini sorduğumuzda Dağlı, işçilere “İnsanların üzerinde işverenlerin aslında en büyük psikolojik baskısı; çalışan arkadaşların vermiş olduğu yılları hiçe sayıp hiçsin demek, yani senin yerine çalışabilecek başkaları da var, senin yerine çalışabilecek birçok işçi var diyerek korkutmak. O insanların vermiş olduğu o yıllar, o emekler hep boşa çıkacağından kaynaklı insanlar geçim derdi dolayısıyla korkuyorlar. Hiç kimsenin korkmamasını tavsiye ederim açıkçası. Buradaki çalışan arkadaşlarımız da az bir sürede çalışmadılar. Herkes bir şeyleri göze alarak çıktı. Şunu söylemek istiyorum: Herkes birlik olduğu sürece işveren kendi topuğuna sıkamaz açıkçası. Yani bir yeri kapatarak kendisinin batmasını göze alabileceğini, bunu yapabileceğini hiç tahmin etmiyorum. Birçok insana sorduğun zaman mantık açısından, hiç kimse bunu onaylamaz. İnsanlar birlik olduğu sürece hiç kimse  karşısında duramaz bence. Onlar bizim rızkımızı vermiyorlar. Biz kendi hakkımızla rızkımızı alıyoruz. Birliğinize inanın, gücünüze inanın. Başarırız inşallah. Teşekkür ederiz.” şeklinde sesleniyor.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here