“Gezi’nin 9. yıldönümüne doğru adalet talebini yükseltiyoruz” forumu yapıldı

Taksim Dayanışması düzenlediği forumla Gezi direnişinin 9. yıldönümüne giderken Gezi tutsakları için adalet talebinin ne şekilde yükseltileceğini tartıştı. Forumda yapılan tartışmalarda, adalet mücadelesinin diğer toplumsal dinamiklerle buluşmasının önemine işaret edildi.

Taksim Dayanışması, Gezi direnişinin 9. yıldönümü öncesi TMMOB İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent şubesinde dün bir forum düzenledi. “Gezi’nin 9. yıldönümüne doğru adalet talebini yükseltiyoruz” başlığıyla düzenlenen foruma Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri Oya Ersoy ve Musa Piroğlu’un yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

Forumda, Gezi direnişinde katledilenler saygı duruşuyla anıldı.

Forumun moderatörlüğünü Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Pelin Pınar Giritlioğlu ve İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Erkan üstlendi.

Gezi davasında verilen hapis cezalarına karşı adalet nöbetlerinin 25 Nisan’da başladığını hatırlatan Giritlioğlu, adalet mücadelesinin nasıl daha etkin hale getirilebileceğini konuşmak için forum çağrısında bulunduklarını belirtti.

Gezi direnişinin 9’uncu yıldönümüne giderken 28 Mayıs’ta Silivri ve Bakırköy hapishaneleri önünde basın açıklamaları düzenleyeceklerini aktaran Giritlioğlu, 31 Mayıs’ta ise Taksim’de olacaklarını vurguladı.

Ahmet Erkan ise, yaşamını hukuk, adalet, demokrasi, kent savunusu mücadelesine adayan arkadaşlarının uydurma sebeplerle tutuklandığını belirterek, iktidarın işçi ve emekçileri, ezilenleri, Kürt halkını, siyasi partileri, meslek örgütlerini yok etmeye çalıştığını ve topluma bu kararlarla gözdağı verdiğini kaydetti. Dönemin en önemli talebinin adalet olduğunu dile getiren Erkan, adalet için verilen mücadelenin bütün halka ait olduğuna işaret etti.

“Yerel örgütlenmeleri güçlendirelim”

Forumda söz alan pek çok kişi, yerel örgütlenmeleri güçlendirmek, parklarda, meydanlarda halk meclisleri ve forumlar kurarak yerelden merkeze güçlü ve koordine bir örgütlülük inşa etmek gerektiğine dikkat çekti. HDP’li siyasetçilerin tutuklanmasından belediyelere kayyum atanmasına, Suruç, 10 Ekim ve daha birçok katliamdan kadın cinayetlerine adaletin bu ülkenin en can yakıcı sorunlarından biri olduğu vurgulanan forumda, Gezi için adalet talebinin de bu mücadelelerin yanı sıra halkın yaşadığı ağır yoksulluk ve AKP-MHP iktidarına duyulan öfkeyle birleştirilmesi forumda öne çıkan ortak fikirlerden oldu.

“31 Mayıs’ta kitlesel ve coşkulu bir biçimde Taksim’de olalım”

Gezi’nin halka ait olduğu fikrini canlandırmak için yaygın kitlesel çalışmalar ve eylemler yapma önerisinin de sıkça gündeme geldiği forumda, hem yaygın ve sürdürülebilir, hem de keskin ve fiili meşru eylemlerin örülmesi gerektiği dile getirildi. Mobilize ve örgütlü bir yapı ihtiyacının açığa çıktığı forumda, ilk olarak 31 Mayıs’ta düzenlenecek olan basın açıklamasının kitlesel ve coşkulu geçmesi için çalışmalara başlamak konusunda ortaklaşıldı. Taksim Dayanışması, önerilerin somutlaştırılacağı bir sonraki açık toplantının 19 Mayıs’ta aynı yerde olacağını belirterek, herkesi toplantıya davet etti.

Yapıcı: Adalet talebi sadece Gezi tutsaklarını kapsamamalı

Taksim Dayanışması’ndan mimar Cansu Yapıcı, yükseltilecek adalet talebinin sadece Gezi davasında tutuklanan insanlara indirgenmemesi gerektiğini, tutuklananların talebinin de bu yönde olduğunu kaydetti. Yapıcı, adalet mücadelesinin tek başına nöbetler üzerinden örülmemesi gerektiğini de söyledi ve Gezi’ye sahip çıkan siyasi partiler, demokratik kitle örgütleriyle beraber kimseyi dışlamadan adalet mücadelesini inşa etmenin altını çizdi.

Metin: “Park için başlayan direniş bütünlüklü bir itiraza dönüştü”

Elektrik elektronik mühendisi Beyza Metin, Gezi Parkı için başlayan direnişin AKP iktidarının farklı kesimlerin yaşam tarzına, Kürt halkına, Alevi halkına, ezilenlere dönük baskılarına karşı bir itiraza dönüştüğünü söyledi. Ülkedeki demokrasi sorununun Gezi davası kararlarıyla başlamadığına işaret eden Metin, HDP ve devrimci demokrat örgütlere dönük tutuklama saldırılarına dikkat çekti. Ön plana çıkması gerekenin adalet talebinin kendisi olduğunu kaydeden Metin, seçim sürecine giderken saldırılarını arttıran AKP-MHP iktidarına karşı bütünlüklü hareket etmenin önemini vurguladı.

Piroğlu: “İktidarı devirmek konusunda en kararlı kadro biziz”

HDP Milletvekili Musa Piroğlu, Gezi davasında alınan kararın davayı bitirip üstünü kapatmaktan ziyade, iktidarın zorbalığını, sömürü düzenini kalıcı kılmak üzere başlayan operasyonun ilk adımlarından biri olarak görmek gerektiğini vurguladı. Yaklaşan seçimi iktidarın kazanması durumunda uzunca bir süre bu ülkede tekrar seçim yapılamayacağına işaret eden Piroğlu, bu gidişatı durduracak olanın emek ve demokrasi güçlerinin yan yana gelişi olduğunu kaydetti.

Hapishanelerden ülkenin dört bir yanına yayılan iktidarın saldırılarının birinci muhatabının HDP ve bileşenleri olduğunu söyleyen Piroğlu, “Bu yüzden de biz bu iktidarı devirmek konusunda en kararlı kadroyu oluşturuyoruz. Biz bu kadar kararlıysak, biz elimizi açıyorsak bu eli tutmak gerekiyor” dedi.

Aktaş: Önümüzdeki süreç yeni isyanlara gebe

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) temsilcisi Deniz Aktaş, faşizmin ağır saldırılarının yaşandığı bu sürecin yeni isyanlara gebe olduğunu kaydetti. Gezi’nin en büyük etkisinin yaygınlığından geldiğini belirten Aktaş, adalet mücadelesini de yaygınlaştırmanın önemine vurgu yaptı. “Sadece Geziye sahip çıkmak değil adalet mücadelelerini birleştirmek ve faşizme karşı mücadele hattı örmek gerekiyor” ifadelerini kullanan Aktaş, farklı mücadele pratiklerinin faşizme karşı birleşik bir cephede buluşması gerektiğini dile getirdi.

Kurtuluş: “Bizim adalet talebimiz herkesin adalet talebine dönüşmeli”

Halkevleri üyesi Rüya Kurtuluş, ülkede yargının bir silaha dönüştüğünü söyleyerek, halkın hukuk ve adalete susadığını ifade etti. Ülkedeki tüm demokratik kanalların tıkandığını dile getiren Kurtuluş, AKP-MHP iktidarının seçim hazırlığı yaptığını belirtti. “Bizim adalet talebimiz herkesin adalet talebine dönüşmeli” diyen Kurtuluş iktidarın faşist saldırılarına karşı herkesin bu mücadeleye el vermesi çağrısı yaptı. 31 Mayıs’ın hayatın olağan akışını durduracak şekilde örgütlenmesi gerektiğini kaydeden Kurtuluş, Gezi direnişi esnasındaki direngen, sokağı tutan, kitlesel halin örnek olduğunu belirtti.

Kaldıraç Hareketi adına konuşan Yusuf Alp; “Gezi direnişlerde sürüyor. Bu süren direnişlere karşı iç savaş hukuku uygulanıyor. Direnişi büyüterek, yaygınlaştırarak ve köklendirerek yanıt vereceğiz.” dedi.

Emek Partisi (EMEP) temsilcisi Alişan Doğan da, işçilerin, emekçilerin ve halkın acil demokrasi taleplerini görmek gerektiğini söyledi. Seçim tartışmasıyla kendini dayatan iki burjuva kliğe karşı üçüncü seçeneği, halk ittifakını kurmanın önemine işaret eden Doğan, “Bekleyecek durumumuz yok. Sıkıştıkça saldırganlaşan bir iktidar, adalet talebini, Gezi’yi savunacak güçlü bir mücadele birliğine ihtiyaç var” dedi.

Katılımcıların sözlerine açık bir şekilde devam eden forum sonrası, şube binası önünde Gezi tutsakları için adalet nöbeti tutuldu.


KAYNAKETHA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here