Kaldıraç Hareketi’nin çağrısıyla “Bugün; Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sempozyumu

Kaldıraç Hareketi’nin çağrısıyla “Bugün; Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi. İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Cezayir Toplantı salonunda gerçekleşen sempozyuma çok sayıda siyasi kurum temsilcisi katılarak konuşmalar gerçekleştirdi. İki oturumda gerçekleşen konuşmalarda Türkiye’nin ve dünyanın siyasi-ekonomik gidişatı değerlendirilerek sosyalistler “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorularına yanıt arandı.

SODAP adına Mert Büyükkarabacak ilk oturumun ilk konuşmasını gerçekleştirdi. Birlikte tartışmanın önemini vurgulayan Büyükkarabacak, Türkiye’nin büyük bir buhran içinde olduğunu ifade etti. Büyükkarabacak “Sınıfın farklı öbeklerinin düzen fraksiyonlarından koparılarak bağımsız bir özne haline getirmeyi” kendilerine bu süreçte hedef olarak belirlediklerini belirtti.

DBP adına konuşan Agit Alan, 2022 1 Mayıs’ı ve Gezi davası kararlarını yorumlayarak sözlerine başladı. “Lenin’in “Ne yapmalı?” sorusu bizim için aynı zamanda cevaptır.” diyen Alan, bir an önce işçi sınıfı ile örgütlenilmesi gerektiğini ifade etti. Alan, geçmişte gerçekleşen önemli işçi direnişlerinden örnekler vererek bugünkü sendikal bürokrasiyi eleştirdi. “Bu tarihi hep birlikte değiştirelim, sınıfın iktidarını beraber kuralım” diyen Alan, Kürdistan ve Anadolu halklarının birlikteliğinin önemini vurguladı.

Alınteri adına konuşan Mürüvvet Küçük, dünyadaki krizin artık bir buhrana dönüştüğünü belirtti. Küçük, yeniden inşa süreci olarak tanımladığı süreçte sol ve sosyalistlerin yeni araç ve yöntemler kullanması gerektiğini ifade etti. “Bu krizin önceki krizlerden en büyük farkı şu; emperyalist-kapitalist sistem bunun yerine yeni bir model koyamıyor” ifadelerini kullanan Küçük, bugünkü krizin öncekilerden daha ciddi bir buhran olduğunu belirtti. Küçük, bugünkü devrimin de çok daha güçlü, nesnel bir zemine sahip olduğunu belirtti.

TÖP adına Perihan Koca, konuşmasını “müdahale ve kuruculuk ekseninde” yapacağını söyleyerek “dünya ölçeğinde tarihsel müdahalelere açık bir dönemden geçiyoruz” dedi. “Krizlerin sadece gelip geçici değil, yapısal bir gerçeklik halini kazanmaya başladığı bir dönemden geçiyoruz” diyen Koca, ‘çoklu kriz’ nitelendirmesi yaptı. Dünyanın çok sayıda ülkesinde yakın zamanda gerçekleşen direniş ve ayaklanmalara dikkat çeken Koca, “Dünya halklarının ayağa kalktığı ve bunların sınıfsal nitelik kazanmaya başladığı ancak kalıcı bir mevzi kazanamadığı bir gerçeklik önümüzde” dedi.

Partizan adına konuşan Aysel, Marks’ın “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir” sözlerine dikkat çekerek “Bizim temel amacımız halk savaşını örgütlemektir.” dedi. Aysel, devrimcilerin de halk ve kitle hareketlerine önderlik etmesi gerektiğini vurguladı. Marksizmin tahrip edildiğini belirten Aysel, “Marksimin temellerine sarılmalıyız” ifadelerini kullandı.

EHP adına konuşan Hakan Öztürk, sempozyumda gerçekleşen tartışmanın önemine vurgu yaparak “tartışma ve denkleşmelere ihtiyacımız var” dedi. Öztürk, sol çevrede tartışmanın ‘tatsızlık’ olarak algılandığı ifadelerini kullandı. Konuşmasında kaldıraç metaforundan örnek veren Öztürk “Dünyayı değiştirmemiz gerekiyor, bu açıdan büyük bütünsel yaklaşımlara ihtiyaç var. Bence kaldıraç dediğimiz şey analiz yeteneğinin kendisidir, yorumlamadır. Marksizmin analiz etme kabiliyetini önemsiz gibi ele almak derhal bizi kaldıraçtan mahrum bırakır” dedi.

SYKP adına İlhan Turan ise ikinci oturumun ilk konuşmasını gerçekleştirdi. Turan, 2015 sonrasında faşizmin kurumsallaştığı tespitinde bulunarak sözlerine başladı ve şöyle devam etti: Parça parça, tekil tekil direnişlerle faşizmi zor parantezine hapsetmeyi başardık. Kendisini toplumsallaştırmasını engelledik ve sadece zor parantezine hapsoldu. Devrimci hareket parçalı olmasına rağmen bunu başardı.

HDP adına İlknur Birol, “İşçi sınıfı geleceğini arıyor. Türkiye sosyalistlerinin ve devrimcilerinin bu arayışa daha önceki hataları yapmayarak katılması lazım.” ifadelerini kullandı. Birol, “Sandık, sokak, parlamento gibi tartışmaların tamamını içinde öğreneceğimiz bir mücadeleye gömülerek yapmamız gerekir” dedi.

EMEP adına Ahmet Ergin, 2015’ten sonra Türkiye’de adım adım faşizmin ilerletildiğini ifade etti. Uzun yıllardır Türkiye’de yasal bir grev yapılamadığını hatırlatan Ergin, bu yıl ise yüzlerce işyerinde fiili grevlere şahit olunduğunu ifade etti. 2022 1 Mayıs’ın umut verici olduğunu ifade eden Ergin, sendikaların tamamen zayıfladığının da görüldüğünü belirtti.

ESP adına Şahin Tümüklü, “devrimciler açısından da yapısal kriz ve yeniden inşa tartışması yapıldığını” ifade etti. Tümüklü, sempozyuma ismini veren “Bugün; Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusuna göndermede bulunarak “Hedefinizin ne olduğu, sizin ne yapmanız gerektiği ve nasıl yapmanız gerektiğini de biçimliyor” dedi.

BDSP adına Murat Yıldırım, “Emperyalistlerin daha doğrudan bir hegemonya savaşına doğru yol aldıkları bir süreçten geçiyoruz. Bunun kaynağı da yaşanan krizler ve bu krizleri aşma arayışları” dedi. Yıdlrım, Türkiye’deki sermaye sınıfının da yaşadığı krizi ve sorunları aşmak için şovenist adımlar attığını ifade etti.

Kaldıraç Hareketi adına son konuşmayı yapan Hakan Dilmeç “Devrimcilerin görevi devrim yapmaktır” sözleriyle konuşmasına başladı. “Bugün; Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” başlığı ile bugün yapılması gerekenleri tartışmak istediklerini belirtti. Rüzgara karşı yürümek metaforundan örnek veren Dilmeç, “Artık biz rüzgara karşı yürüdüğümüzü düşünmüyoruz. Tarihsel olarak da arkamızdan esiyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmacıların sözlerinden sonra katılımcılar soru ve görüşlerinin ardından sempozyum tamamlandı.

 


KAYNAKYolHaber

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here