KYK yurtları: kurtlu yemekler, balık istifi odalar ya da bu lanetli hikayeyi birlikte yazmak! – Kaldıraç Üniversite

KYK yurtlarındaki barınma koşullarına karşı açıklama yayınlayan Kaldıraç Üniversite “İnsanca onurlu bir yaşam için, bu lanetin zincirlerini kırmak için tüm sıra arkadaşlarımıza çağrımız: birlikte örgütlenelim, direnişi örgütleyelim.” dedi.

Neredeyse her gün bir KYK yurdunda öğrencilere küflü, böcekli, kurtlu yemek veriliyor. Öğrenciler bozuk yemeklerden dolayı zehirlenip hastaneye kaldırılıyor. Bir yandan da oda kapasitesinden çok daha fazla öğrenci bir odaya sıkıştırılıyor, yurtlardan hamam böcekleri, yılanlar çıkıyor. Odalarda ranzalar, dolaplar çöküyor, yurtları su basıyor, yurdun parasını ödemediği için öğrenciler yurttan atılıyor.

Kaldıraç Üniversite açıklama yayınlayarak tüm öğrencileri direnişe çağırdı:

“KYK yurdu diye bir gerçek var: binlerimizin üzerine bir kabus gibi çöken. Ayrı ayrı odalarda yaşadıklarımız, dayanamayıp Twitter’dan isyan ettiğimiz KYK hikayelerimiz ortak. Hem de öyle bir ortaklık ki bu, biz binlerin paylaştığı bir hikaye. Bütün bunları yaşarken bir de birbirimizden dinlemek gerçekten yorucu olabilir. Ama bu hikayeyi bir de başka bir şekilde ele alalım. Böylece bu hikayenin sonunu birlikte, istediğimiz gibi yazabiliriz. Ne dersin?

Hepimizin aklından şu cümleler geçiyor: 3 kişinin ancak yaşayabileceği odalarda 6 kişi istiflenmiş şekilde yaşamayı kabul mu edeceğiz? Her gün yemekhanede bugün acaba yemekte hangi böcekle karşılaşacağım, tabağımdan kaç kurt çıkacak diye mi bekleyeceğiz? Ya da KYK yemeklerinden kaç arkadaşımızın zehirlendiğini Twitter’dan takip ederken sıra ne zaman bizde diyerek lokmalarımızı mı yutacağız? Ders çalışırken dolap üstümüze yıkılabilir, uyurken ranza çökebilir gerginliğiyle her an tetikte mi yaşayacağız? Verdikleri burs, sürekli artan yurt ücretlerini karşılamaya yetmezken bu koğuşlarda yaşamak için paramızın hepsini mi vereceğiz? Su kesintileri, su baskınları, uzun sıralar, doyulmayan tabaklar, izin kısıtlamaları, yurttan atmalar…ve liste uzar gider…

Sisyphos, Yunan mitolojisinde büyük bir kayayı tepenin en yüksek noktasına dek  yuvarlamakla lanetlenmiş bir karakterdir. Sisyphos’un laneti bu hareketi her gün tekrar ve tekrar yapmaktır. Biz gerçek hayatta olduğumuza ve Sisyphos olmadığımıza göre, bir lanetmiş gibi öğrencilik hayatımızı niye sırtımızda taşıyalım? Bu laneti kırıp atmaktan geri koyan nedir bizi? Bu gidişata nasıl dur diyeceğimizi mi bilmiyoruz? Birlikte düşünelim.

Kurtlu yemekleri, açlığı, hücreye benzeyen yurt odalarını Cimer’e mi şikayet edeceğiz mesela? Bizi bu hayata mahkum edenlere mi şikayet etmek çözüm? Ya da sosyal medyada paylaştığımız bir yurt sorununun çok fazla etkileşim almasıyla yurt müdürünün sorunu çözebileceğini mi umuyoruz?

“Bu böyle gitmez” fikrinin, düşüncede kaldıkça bir değişim yaratamayacağını hem bilim hem de gerçek hayat bize gösteriyor. O zaman tek bir cevap kalıyor geriye: Bir şey yapmalı! Bir şey yapmanın önündeki engelleri, korkuları birlikte silelim. Mesela biz yaşayamıyoruz diyoruz, onlar bunu söylemek suç diyorlar. Disiplin soruşturması diyorlar, yurttan atarız diyorlar, burs keseriz diyorlar. Bizi tehdit ettikleri şey, bize reva gördükleri sefil yaşam koşullarını, barınma adı altında verdikleri rezalet yurtları elimizden almak mı sahiden? Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı üzerimize lanet gibi çöken KYK yurtlarından başka! Ama hele bir yan yana gelsek, birlikte düşünsek, birlikte dirensek kazanacağımız öyle çok şey var ki.

Deneyimlerimiz gösteriyor; ne zaman bizim çoğunluk olduğumuzu anlasak ve çoğunluğu hedeflerimiz doğrultusunda yan yana getirsek kazanıyoruz. Ne zaman bize bir maşa muamelesi yapan sistemin aklının dışına çıkıp özne olsak, birlikte tartışsak kazanıyoruz. Ne zaman bu tartışmaları örgütlü bir eyleme döksek kazanıyoruz. Örgütlendikçe ve direndikçe kazanıyoruz, direnişimiz bize öğretiyor.

Seçeneklerimiz de oldukça net: bir tarafta kurtlu yemek diğer tarafta direniş. Bir tarafta bize reva görülen tavanları üstümüze yıkılması diğer tarafta haklarımız ve isteklerimiz için bize bunu yapanların düzenlerini yıkmak. 

Artık yeter!

Gel birlikte kazanalım. Madem bu hayat bizim, hikayenin sonunu birlikte yazalım. İnsanca onurlu bir yaşam için, bu lanetin zincirlerini kırmak için tüm sıra arkadaşlarımıza çağrımız: birlikte örgütlenelim, direnişi örgütleyelim.

Katıldıkça özgürleşecek, direndikçe insanlaşacağız: Kaldıraç Üniversite’ye katıl!

Bize ulaşmayı unutma!”

 


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here