RÖPORTAJ | İran Komünist-İşçi Partisi (WPI) Politbüro Üyesi Bahram Soroush

“… bu kez devrime ve siyasi iktidar savaşını zafere götürmeye hazır, güçlü, hâkim, açık görüşlü ve savaşan komünist bir güç var”

Kaldıraç Dergisi İran Komünist-İşçi Partisi (WPI) Politbüro Üyesi Bahram Soroush ile röportaj yaptı. Soroush WPI ile ilgili “Partimiz, İslam Cumhuriyeti’nin tamamen ortadan kaldırılmasını, onun baskıcı güçlerinin ve devlet bürokrasisinin dağıtılmasını, tüm ayrımcı ve baskıcı yasaların kaldırılmasını savunuyor. İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesiyle birlikte siyasi iktidarın, silahlı halk milisleri tarafından korunan ve kendi meclislerinde örgütlenmiş halka geçmesini istiyoruz.” sözlerini söyledi.

Soroush, İran’daki sosyalist ve devrimci güçleri “1979’daki gibi inisiyatifin işçi sınıfının ve komünist güçlerin elinden Batı’nın desteklediği gerici İslami eğilime kaymasını engelleyebilecek güçsüz ve sağduyusuz bir sol yerine, bu kez devrime ve siyasi iktidar savaşını zafere götürmeye hazır, güçlü, hâkim, açık görüşlü ve savaşan komünist bir güç var.” şeklinde değerlendirdi.

1- Öncelikle partinizi okuyucularımıza kısaca tanıtabilir misiniz?

Partimiz 1991 yılında, Marksizm içinde farklı bir okuma ve o dönemdeki mevcut komünizme kıyasla farklı bir sınıf hareketi olarak işçi-komünizmi fikri temelinde kuruldu. Partimiz dönemin komünist damarlarından (SSCB, Çin, Arnavutluk, Troçkizm, Yeni Sol vb.) hiçbirine uygun değildi. Bütün bu kolların eleştirisi içinde doğdu ve gelişti. Sosyalizmin Sovyetler Birliği’nde, Çin’de vs. kurulduğuna asla inanmadık ve bu devletleri devlet kapitalizmi olarak gördük.

Partimizin kökleri, 1979 devriminden de öncesine, -1980’lerin başında Kürdistan bölgesinde Komala adlı bir sol örgütle ve diğer sol aktivistlerle birleşen- Komünist Militanlar Birliği (UCM) adlı bir örgüte dayanmaktadır. UCM’nin fikirlerini savunanlar İran Komünist Partisi’ni (CPI) kurmuştur. İran Komünist Partisi’nin (CPI) büyük bir bölümü 1991’de İran Komünist Partisi’nden (CPI) ayrılarak İran Komünist-İşçi Partisi’ni (WPI) kurdu.

Partimiz, İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması ve sosyalist bir cumhuriyetin kurulması için mücadele etmektedir.

2- İran’daki son durum hakkında bilgi verebilir misiniz? Protestoların ve eylemlerin sıklığı nedir? İran’da eylemler sıkça gerçekleşir mi? İnsanların hem nicelik hem de nitelik olarak katılımları hakkında ne düşünüyorsunuz? Ve son olarak, böyle bir protesto dalgasının olabileceğini öngörebilmiş miydiniz?

Bu, İran halkının İslam Cumhuriyeti’ne karşı ilk isyanı değil. Ülke çapında en göze çarpan protestolar Haziran 2009, Aralık 2017-Ocak 2018 ve Kasım 2019’da gerçekleşti. Tüm bu protestolar, doğası gereği derinden hükümet karşıtıydı ve İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesine yönelikti. Birçok şehirde bu protestolara çok sayıda insan katıldı. Rejim, 1500’den fazla protestocunun öldüğü, binlerce kişinin yaralandığı ve tutuklandığı 2019 protestolarının yanında 2009 ve 2017 eylemlerinde de halka şiddetle saldırdı.

Protestoların bastırılmasına rağmen, özellikle 2019’dan sonra, halk ile İslam Cumhuriyeti arasındaki çatışma öyle bir aşamaya ulaşmıştı ki, yeni bir devrimci yükselişin kaçınılmaz olduğu açıktı. İran halkı İslam Cumhuriyeti’ni hiçbir zaman kabul etmedi. Doğrusunu söylemek gerekirse, 1979 devrimini gasp eden karşı-devrimci bir güç olan rejim, ancak devrimi bastırarak, on binlerce sol örgüt üyesi, işçi lideri, kadın hakları aktivistlerini ve diğer siyasi muhalifleri tutuklayıp infaz ederek kendini kurabilirdi. Ve kırk yılı aşkın barbarca varlığıyla işte böyle hüküm sürdü. Yeni kurulan rejime karşı ilk muhalefet eylemlerinden biri, Mart 1979’da Tahran’da on binlerce kadının, Ayetullah Humeyni’nin zorunlu başörtüsü dayatma emrine karşı gerçekleşti.

Önceki ayaklanmalarla karşılaştırıldığında, mevcut devrimci ayaklanma daha kapsamlı, daha radikal ve nüfusun çok daha geniş kesimlerini harekete geçirdi. Bu nedenle, İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesinin gelişimi açısından daha büyük bir potansiyele sahiptir.

3- İran’da başörtüsüne karşı erkeklerin kadınlara desteğinin arttığını vurgulayan bazı yorumlarla karşılaşıyoruz. Bu konudaki gözleminiz ve yorumunuz nedir?

İran toplumunda ve halk arasında kadınların gerçek statüsü her zaman İslam Cumhuriyeti yasalarının dikte etmeye çalıştığından çok daha güçlü olmuştur. İran’daki kadınlar rejime ve onun kadın düşmanı yasalarına karşı mücadelede her zaman cüretkâr oldular ve ön saflarda yer aldılar. Aynı zamanda, erkeklerin çoğunluğu kadınların eşitlik mücadelesini destekliyor ve rejimin kadınlara karşı yaptığı aşağılık ayrımcılığa ve ikinci sınıf vatandaş muamelesine karşı çıkıyor. Dolayısıyla bu sefer de erkeklerin, başörtüsüyle mücadele ve kadınların eşitliği için kadınların yanında yer alacağı açıktı. Örneğin, protesto videolarında erkeklerin başörtülerini çıkarıp yakan kadınları nasıl alkışladığını ve tezahürat ettiğini görebilirsiniz. İranlı erkekler, rejimin on yıllardır kadınlara dayattığı zorunlu başörtüsü ve cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadelede İranlı kadınlarla birlikte duruyor.

4- Protestoları yönlendiren bir muhalefet koalisyonu var mı? Siz de içinde misiniz? Adım atmaya çalıştığınız konular nelerdir?

Mevcut protestolarda muhalefet içinde bir koalisyon bulunmuyor. Ancak soldan sağa muhalefetteki siyasi partilerin çoğunluğunun ortak amacı rejimin gitmesi. Sağ ve sol arasındaki temel fark, rejimi devirme sürecinin nasıl olacağı ve ne kadar radikal olması gerektiği.

Sağdaki ana parti ve gruplar, protestolara desteklerini ifade ederken, bir değişim için ‘yukarıya’ bakıyorlar ve devletin organları, yani ordu, devlet bürokrasisi, mahkemeler, hapishaneler, kamu gözetim hizmetleri vb. üzerinde en az yıkıcı etkiye sahip olan siyasi bir değişikliği savunuyorlar. Partimiz ise, İslam Cumhuriyeti’nin tamamen ortadan kaldırılmasını, onun baskıcı güçlerinin ve devlet bürokrasisinin dağıtılmasını, tüm ayrımcı ve baskıcı yasaların kaldırılmasını savunuyor. İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesiyle birlikte siyasi iktidarın, silahlı halk milisleri tarafından korunan ve kendi meclislerinde örgütlenmiş halka geçmesini istiyoruz. İnisiyatifin, şu andan itibaren, rejimin devrilmesi sırasında ve en önemlisi rejimden sonra da halkta olmasını ve kalmasını istiyoruz. Bu nedenle mevcut devrimci yükselişin mümkün olduğunca radikal olmasını istiyoruz.

Mevcut yükselişin ön cephesi sokaklardaki protestolar. Bunun devam etmesini istiyoruz, ancak bir sonraki adım olarak grevlerle destekleyici ve tamamlayıcı olmasını istiyoruz. Gerici rejim güçlerinin sokaklardan çekilmesi zorunlu başörtüsünün hemen kaldırılması gibi devrimin bir dizi belirli talebi doğrultusunda ekonominin kilit sektörlerinde grev çağrısında bulunuyoruz. Bunları, rejimi felç etmek ve rejime karşı yeni bir saldırı cephesi yaratmak için genel greve dönüşecek bir grev hareketinin parçası olarak görüyoruz. Daha şimdiden öğretmenler, üniversite öğrencileri ve öğretim görevlileri ve hatta lise öğrencileri çağrı yaptı ve greve başladı. Sözleşmeli petrol işçileri dün bir açıklama yaparak, protestoculara karşı saldırıların son bulmaması halinde greve gideceklerini bildirdi. Grev kilit sektörlere yayılırsa rejim çok zayıflayacaktır. Sokak protestoları ve halkın tüm kesimlerinin (artan sayıda protestolara destek veren sosyal aktivistler, STK’lar, yazarlar, sanatçılar, aktörler, ünlüler, sporcular vb.) harekete geçirilmesinin yanı sıra grevler, özellikle genel grev, rejimin devrilmesi için son hamlede önemli bir faktördür.

Mücadelenin bir diğer önemli cephesi, dünyanın dört bir yanındaki insanların uluslararası dayanışmasıdır. İran’ın kadın ve erkeklerine, özgürlük mücadelesine, dünya çapında muhteşem bir destek hareketine daha şimdiden tanık olduk. Mahsa Amini’nin öldürülmesi ve tetiklediği devrimci yükseliş sadece İran’daki insanları değil, tüm dünyadaki insanları da harekete geçirdi. Mahsa, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin simgesi haline geldi. İran halkına verilen, küresel hareketin ve kamuoyunun desteği büyüdükçe devletlerin katliamcı İslam rejiminden kendilerini uzak tutmaları için gereken baskı da büyüyecektir. Partimiz uzun zamandır dünya devletlerine bu rejimi tanımamaları ve onunla siyasi bağlarını kesmeleri çağrısında bulunuyor. Bu rejimin dünya çapında boykot edilmesi, temsilcilerinin dünya kuruluşlarından çıkarılması ve İran dışına ayak bastıklarında katil devlet görevlilerinin yakalanması ve soruşturulması çağrısında bulunduk. Dünya halklarının İran halkıyla büyüyen dayanışması ve dünya devletlerini rejimi destekleme politikalarını terk etmeye ve rejimle ilişkilerini kesmeye zorlaması, İslam rejiminin devrilmesi mücadelesinde önemli bir cephedir.

5- Durumun gidişatına ilişkin ne gibi öngörüleriniz var ve bu aşamada Komünist İşçi Partisi (WPI) neyi örgütlemeye çalışıyor?

Yukarıdaki cevaplarımda bu soruya da yanıt verdim.

6- Genel anlamda kadın hareketinin durumundan bahsedebilir misiniz?

Diğer toplumsal hareketlerde olduğu gibi kadın hareketinin de İran’daki protestolar bağlamında görülmesi gerektiğine inanıyorum. Daha önceki sorularınıza verdiğim yanıtlarda belirttiğim gibi İranlı kadınlar rejime karşı mücadelede her zaman ön saflarda yer aldılar. İslam Cumhuriyeti’nin iktidara gelmesinden sadece birkaç hafta sonra zorunlu uygulama üzerine rejime karşı büyük bir protesto düzenlediler, ancak toplumun diğer tüm kesimleri gibi onlar da baskının katıksız vahşeti ve şiddeti karşısında ezildiler. Ancak, her zaman cüretkâr kaldılar ve rejimin zorunlu başörtüsü yasasına pratikte meydan okudular ve rejimin sokaklardaki vahşi “iffet” devriyeleri ile savaştılar. Son yıllarda, örneğin Dünya Kadınlar Gününde yapılan eylemler aracılığıyla kadın protestolarının yeniden canlandığını gördük. Önemli bir protesto biçimi de 2018’de kadınların sokaklardaki elektrik trafolarının üzerine çıkıp başörtülerini protesto amacıyla havada sallamalarıyla başlayan ‘Devrim Sokağı Kızları’ oldu. Zorunlu başörtüsüne karşı mevcut protestolar, bu mücadelenin bir devamı, ancak elbette çok daha yüksek ve geniş bir ölçekte, bir kadın devrimine şekil veriyor. 2002 yılında hayatını kaybeden işçi-komünizminin ve İşçi-komünist Partisi’nin kurucusu Mansoor Hekmat, yıllar önce bir sonraki devrimin, İslam rejiminin kadınlara yönelik ayrımcılığı, şiddetinin büyüklüğü ve gaddarlığından dolayı bir kadın devrimi olacağını söylemişti. Ve şu an olan tam olarak bu.

7- Son dönemde çok sayıda grev, genel grev çağrısı ve işçi eylemlerini duyduk, gözlemledik. Bu konuda ne öngörüyorsunuz ve işçi sınıfı hareketinin ilerlemesini nasıl tanımlayabilirsiniz?

İşçi sınıfı, daha önceki zamanlarda gerçekleşen hareketlere kıyasla artık daha örgütlü. Bir dizi işçi örgütü (İşçi örgütlenmesi ve grevlerinin yasa dışı olduğu koşullarda kurulmuş olan) ve işçi liderleri, artık İran toplumunda oldukça iyi tanınmaktadır. Ancak, örgütlenme özgürlüğünün yokluğunda, örgütlenme hakkı hâlâ işçi hareketinin temel bir talebidir. Ancak İslam Cumhuriyeti altında, diğer birçok hak gibi, örgütlenme hakkını elde etmek, rejimi devirmek için siyasi bir mücadele haline geliyor. Sizin de belirttiğiniz gibi son yıllarda işçi hareketi çok fazla hareketli. Örneğin şeker kamışı işçileri, çelik işçileri, petrol işçileri, kamyon şoförleri gibi işçi kesimlerinde birçok grev ve protesto gerçekleşti. Ayrıca öğretmenler ve emekliler tarafından ülke çapında sürekli ve önemli protestolar yaşandı. Rejimin işçilere dayattığı korkunç yoksulluk ve hak yoksunluğu karşısında bunlar olurken, milyarder Ayetullahlar ve rejim yetkilileri zenginleşmeye devam etti. İşçi sınıfı kuşkusuz mevcut devrimci yükselişte kilit bir rol oynayacaktır.

8- İşçiler gibi öğrenciler ve gençlerin de eylemliliklerini gözlemliyoruz. Öğrenci hareketini nasıl görüyorsunuz?

İran’daki gençlerin bir parçası olan öğrenciler, rejim karşıtı protestoların her zaman önemli bir cephesini oluşturmuşlardır. Rejimin gerici ve baskıcı yasalarına karşı öğrenciler, kendi kuşaklarının özgürlüğü -müzik, sanat, film vb. aracılığıyla özgür siyasi ve kültürel ifade gibi en temel haklardan yararlanma, yaşamlarında dini müdahaleye son verilmesi- ve aynı zamanda daha geniş toplumsal talepler için çok güçlü bir şekilde seslerini çıkardılar. Birçok kez öğrenciler dayanışma içinde işçi protestolarına (örneğin Haft-Tapeh şeker kamışı işçilerinin grevinde) katıldılar. Mevcut protestolarda da öğrenciler hem sokaklarda polise karşı mücadelede hem de kampüslerde önemli bir rol oynadılar. İran üniversitelerindeki öğrenciler, Mahsa Amini’nin öldürülmesinin ardından kampüslerdeki protestoların yanında, zaman zaman öğretim görevlilerinin de desteklediği eylemlere başladı. Öğrencilerin taleplerinden biri de güvenlik güçlerinin üniversite kampüslerinden çekilmesidir.

9- Bize kısaca ve bir bütün olarak Devrimci ve Sosyalist hareketin durumunu-ilerlemesini anlatabilir misiniz? Son olarak, bu güçler protesto dalgasında nasıl bir rol aldılar?

Sol ve genel olarak sosyalistler elbette protestoları destekliyor ve içinde yer alıyor. Partimiz ve yurtdışındaki sol muhalefet grupları, İran’daki protestoları desteklemek, düzenlemek ve çağrılarını yapmakla meşguller. Partimiz, yurtdışındaki teşkilatımız aracılığıyla uzun süredir İran dışındaki protestolarda aktif bir şekilde İran halkının mücadelesini desteklemek ve İran’daki uygulamaların durdurulması için İran’daki durumu dünya kamuoyunun dikkatine sunmak üzere başarılı kampanyalar yürüttü. İran’daki mevcut durum hala komünist ve sosyalist partilerin özgürce faaliyet göstermesine izin vermiyor. Bu durum, rejim devrilir devirmez ve hatta belki daha da önce değişecektir.

10 – Ülkenize emperyalist müdahale riski hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bununla devrimci süreci kısıtlamaya yönelik müdahaleyi kastediyorsanız, şu anda bunun pek olası olmadığını düşünüyorum. Irak’taki yenilginin ardından batılı hükümetler, özellikle Ortadoğu’da rejim değişikliği için askeri müdahale politikasından uzun süredir vazgeçtiler. ABD ve Batı Avrupa hükümetlerinin bugüne kadarki politikası, genel olarak statükoyu korumak ve İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerde bunu bölgedeki çıkarları çerçevesinde ehlileştirmeye çalışmak olmuştur. Örneğin, İran rejiminin nükleer tehdidi ve Lübnan, Suriye ve Irak’taki İslami terörizme müdahalesi ve desteği konusunda. Dolayısıyla şu anda ABD’nin veya diğer büyük güçlerin saldırı veya müdahalesini olası bir senaryo olarak görmüyorum. Bu tehdit şu anki devrimci isyanın başlaması ile birlikte iyice ortadan kalkmıştır, çünkü halkın ve sokakların ana oyuncu olduğu koşullarda insanların tepesinden değişiklik yapabilme olasılığı çok daha zor hale gelmiştir. Ancak bu, İran’daki gelişmeleri aktif olarak başka şekillerde etkilemeye çalışmadıkları anlamına gelmiyor.

Mevcut devrimci yükselişin tam gelişmiş ve radikal bir devrime doğru gelişmesi, Batı’nın ve İran’ın sağ muhalefetinin, gelişmeleri kendi lehlerine etkileme kapasitelerini – insanları kandırarak ve onları yanlarına çekerek – daha da azaltacaktır.

Devrim, partimizi ve genel olarak sosyalist ve devrimci güçleri güçlendirecektir. Protestoların başlamasından sadece on gün sonra, uluslararası alanda şekillenen muazzam dayanışmanın, dünya halklarının ve devrime verdikleri desteğin ve zaferimizi kendi zaferleri olarak göreceklerinin gösterdiği gibi, bunun, müdahale olasılığının kısıtlanması ve devrimin zaferi için önemli bir faktör olacağını ayrıca hatırlamalıyız.

11- Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Derginiz aracılığıyla herkese – kişiler, ünlüler, örgütler, sendikalar, partiler vb.- çağrıda bulunmak istiyorum. Protesto haberlerini yayınlayarak, İran destek eylemlerine katılarak, destek eylemleri gerçekleştirerek İran’ın savaşan kadın ve erkeklerine desteklerin devam etmesini istiyorum. Mevcut gerici rejimin devrilmesi son derece önemli bir eylemdir. 1979’daki gibi inisiyatifin işçi sınıfının ve komünist güçlerin elinden Batı’nın desteklediği gerici İslami eğilime kaymasını engelleyebilecek güçsüz ve sağduyusuz bir sol yerine, bu kez devrime ve siyasi iktidar savaşını zafere götürmeye hazır, güçlü, hâkim, açık görüşlü ve savaşan komünist bir güç var.

Bana bu röportaj fırsatını verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

29 Eylül 2022


KAYNAKKaldıraç Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here