Saray medyası, Devrimci Gençlik Dernekleri’ne cemevleri saldırıları üzerinden komplo girişimi başlattı

İçişleri Bakanlığı ve Saray medyası geçtiğimiz günlerde Ankara’daki cemevi saldırıları üzerinden Devrimci Gençlik Dernekleri’ne bir komplo girişimi başlattı. Devrimci Gençlik Dernekleri bir açıklama yayımlayarak yalanları boşa çıkaracağını ve AKP medyasının tümüyle yalan söylediğini duyurdu

Ankara’da geçtiğimiz günlerde Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne dönük saldırılar gerçekleştirilmişti. Dün akşamdan itibaren cemevlerine dönük saldırılar bahane edilerek İçişleri Bakanlığı, AKP’li hesaplar ve Saray medyası tarafından Devrimci Gençlik Dernekleri’ne yönelik bir komplo girişimi başlatıldı. Devrimci Gençlik Dernekleri ise “AKP medyasının yazdığı hikaye baştan aşağı yalandır, tutarsızlıklarla doludur ve ‘saldırgan’ olduğu iddia edilen bahse konu şahısların da derneğimizle herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.” açıklamasında bulundu.

Süleyman Soylu isim vermeden başlattı, Saray medyası yalanı yaydı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ilk olarak Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak cemevlerine dönük saldırıda “eski Türkiye’nin ayak izlerine rastlandığını” iddia etti. Bu açıklamadan saatler sonra A.O.K isimli şüphelinin ve bu şahısla irtibatlı olduğu “değerlendirilen” Ç.C.B isimli şahsın İzmir’de, B.G. isimli şahsın Eskişehir-Ankara karayolunda seyir halinde olduğu araçtan gözaltına alındığını duyurduğu başka bir açıklama daha yaptı.

Soylu’nun bu açıklamaları sonrası A Haber ve Yeni Şafak’ta saldırının Devrimci Gençlik Dernekleri’yle bağlantılı olduğunu iddia eden haberler yapıldı. A Haber’in haberinde şu ifadeler yer aldı:

“A.O.K. ile Ç.C.B.’nin sık sık görüştükleri, Eskişehir’de evde buluştukları öğrenilirken Konak doğumlu Ç.C.B’nin geçmiş dönemlerde THKP-C Dev-Yol Devrimci Hareket terör örgütünün açık alan yapılanması Devrimci Gençlik Dernekleri faaliyetlerinden ilişik kayıtlarının bulunduğu belirlendi.”

Yeni Şafak’ın haberinde ise şu ifadeler kullanıldı:

“Ankara Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü’nde sorguya alınan şüphelinin irtibatları araştırıldı. Yapılan incelemeler neticesinde saldırıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen Ç.C.B., İzmir’de gözaltına alındı. Şüpheli, Ankara’da sorguya alınacak. Ç.C.B.’nin terör bağlantısı ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, şüphelinin geçmiş dönemlerde THKP/C DEV-YOL Devrimci Hareket terör örgütünün açık alan yapılanması Devrimci Gençlik Derneklerinde faaliyette bulunduğu anlaşıldı.”

Komplo girişimine karşı Devrimci Gençlik Dernekleri bir açıklamayla yanıt verdi:

“30 Temmuz günü Ankara’da 3 tanesi Cemevi olmak üzere 6 ayrı Alevi kurumuna 45 dakika içerisinde, neredeyse eş zamanlı denilebilecek saldırılar düzenlendi. Saldırılardan sonra ise AKP medyası saldırıyı hiçbir delile dayanmadan derneğimizle ilişkilendirmeye çalışıyor.

Açıkça söylüyoruz: AKP medyasının yazdığı hikaye baştan aşağı yalandır, tutarsızlıklarla doludur ve “saldırgan” olduğu iddia edilen bahse konu şahısların da derneğimizle herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Polisin ve AKP medyasının ürettiği yalanlarla derneğimizi hedef alması bizzat saldırının faillerinin hedef şaşırtma girişimidir ve saldırının ardından kamuoyunda AKP iktidarına karşı büyüyen tepkiyi boşa çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu açıdan derneğimize yönelik yalanlara karşı hukuki süreç başlatacağımız bilinmelidir.

Aleviler yüzyıllardır baskı görmekte, inançlarını özgürce yaşayamamaktadır. Eşit yurttaşlık ve adalet talepleri bilinçli şekilde görmezden gelinmekte; yıllardır devlet tarafından sistemli bir asimilasyon politikasıyla sünnileştirilmeye çalışılmaktadır. Bu ülkede halka karşı işlenen bütün suçlarda olduğu gibi Alevilere yönelik baskı, saldırı ve katliamlarda her zaman devletin parmağı olmuştur. Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Gazi Mahallesi’nde ve Sivas’ta; Alevilere yönelik gerçekleşen her saldırı egemen güçler tarafından organize edilmiş ve hayata geçirilmiştir.

Biz bu yalanlarla ilk kez karşılaşmıyoruz. 1955 6-7 Eylül saldırıları sırasında Demokrat Parti iktidarı tarafından organize edilen çeteler Rumları hedef almış ancak saldırının ardından iktidar basınında çıkan “Komünistler yaptı” haberlerinin ardından gerçek suçlular değil ilerici ve devrimci aydınlar tutuklanmıştı. Maraş ve Çorum katliamlarının ardından saldırılara karşı direnen devrimci güçler, Sivas Katliamı’nın arkasından Aziz Nesin, Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın arkasından ise saldırılara karşı direnen mahalle halkı suçlu ilan edilmiş, 2011 yılında Balyoz kumpas davasında yargılanan korgeneral Ziya Güler’in THKP-C üyesi olduğu bile iddia edilmişti. Kirli tarihleri gösteriyor; suçlular da hedef şaşırtanlar da her zaman aynıdır.

Halkımız devrimci gençleri tanımaktadır!

Halka karşı işlenen suçları devrimcilerin üzerine atmak bir devlet geleneğidir. Devrimci Gençlik Dernekleri’ni bütün ülke tanımaktadır. Biz Alevilere yeni bir Maraş Katliamı yaşatmaya çalışanlar karşısında Çorum barikatlarında direnenlerin yoldaşlarıyız. Biz eşitlik ve özgürlük için her bedeli göze alıp mücadele eden, emekçileri dinleri, dilleri ve kimliklerini kullanarak birbirlerine düşman edenlere karşı birleşmeye çağıran devrimcileriz. Bizim tarihimiz tertemizdir, hedef gösterenlerin tarihi ise kan kokmaktadır. Sivas Katliamı’nın faillerini milletvekilliğiyle ödüllendiren, Alevi katillerinin avukatlarını bakan yapan bir iktidarın bu kez Ankara’da suçüstü yakalanıp hedef şaşırtmaya çalışması bu açıdan bizleri şaşırtmamıştır. Yalanlarla ve komplolarla ilk kez karşı karşıya kalmıyoruz. Bizlere bu yalanları atanlarla bir mücadelenin içindeyiz; bu mücadelenin adı sınıf mücadelesidir. Üretilen yalanlara bakıldığı zaman görülecektir ki bu mücadelede sadece güçlerimiz değil değerlerimiz de karşı karşıya gelmektedir. Halkımıza güveniyor, mücadelemize inanıyoruz. Faşist rejimin provokasyonlarını ve yalanlarını boşa çıkaracak; yalanların gerçekler karşısında galip gelmesine engel olacağız.

Son olarak devrimci, demokrat, yurtsever ve ilerici kamuoyunu uyarmak istiyoruz. Devrimci bir örgütlenmenin bu şekilde hedef alınması tesadüf değildir. Yakın gelecekte AKP eliyle organize edilecek daha geniş çaplı saldırı ve provokasyonlar için bir ön alma ve hedef şaşırtma hamlesi ve olası bir seçim sürecinde bu türden saldırıların 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 sürecinde olduğu gibi artarak devam edeceğinin göstergesidir. Bu nedenle bu ve benzeri girişimlere karşı ciddiyetle yaklaşılmalıdır.

Yoldaşlarımıza çağrımızdır!

Yalanların ve saldırıların hedefi olmamız hiçbir zaman tesadüf olmadı. Mücadele ettiğimiz güçler biz büyüdükçe karşımıza daha büyük yalanlar, provokasyonlar ve saldırılarla çıkacak. Bu gibi saldırılarla 53 yıllık tarihimiz içinde çok karşılaştık, bu karanlığı memleketten silip atana kadar da karşılaşmaya devam edeceğiz. Bu açıdan Mahir’in 1971’de Mülkiye’de Dev-Genç’lilere söyledikleri bugün de geçerli olmaya devam ediyor:

“Önümüzdeki günlerde Dev-Genç üzerinde önemli oyunlar dönecektir. Bir yanda pusuda bekleyen oportünizm, öte yanda da karşı-devrimin yoğunlaşan saldırısı. Ne var ki, bütün bunlar, eğer üstümüze düşen görevleri yerine getirirsek bertaraf edilemeyecek şeyler değildir. Varsın, saldırılar üstümüzde yoğunlaşsın. Doğru devrimci çizgide gelişen hangi hareket, dünyanın neresinde serbest bırakılmıştı ki”.

Mahir’den bu yana bu durum değişmemiştir: Biz doğru işler yaptıkça daha çok büyüyecek ve büyüdükçe de daha alçak yalanlarla muhatap olacağız. Bunlara hazır olmalıyız.

Yine de herkes bilsin ki bu saatten sonra hiçbir provokasyon AKP’nin halkı mahkum ettiği yoksulluğun ve işlediği suçların üzerini örtemez. Gençlik artık değişim istiyor. Devrimci Gençlik Dernekleri de bu süreçte üzerine düşeni yapacak; gençliğin eşitlik ve özgürlük mücadelesini sokaklarda ve üniversitelerde büyütmeye devam edecek!”


KAYNAKGazete Yolculuk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here