Sudan Dosyası:
“Müzakere yok, ortaklık yok, pazarlık yok”

Sudan, örgütlülüğün ve direnişin gücünü pratiğiyle bizlere gösteren önemli örneklerden biri. Son üç yıldır aralıksız direnişte olan Kuzey Afrika ülkesinde yaşananların burjuva medyanın karanlığında gömülü kalmasından rahatsız olan Direnişteyiz ekibi, haftalar süren çalışmalarının sonucunda bu dosyayı okurları ile paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyor.

Dosyayı incelerken kimi durum ve olaylar dahilinde Sudan’ı yaşadığımız coğrafyaya benzetmeniz olası. Fakat her coğrafya farklı dinamiklere sahip. Sudanlı direnişçilerin, devrimcilerin mücadelelerine tanık olmanın, analiz etmenin, dersler çıkarmanın, destek vermenin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Sudan’da son son üç yıl içerisinde yaşananları mümkün olduğunca kronolojik olarak özetlemeye çalıştık. Yazının sonunda yer alan kaynakları incelemenizi, düzenli olarak takip etmenizi öneriyoruz. Direnişlerin sesi olmak için Direnişteyiz’e katılabilir, ilerleyen çalışmalarımızın bir parçası olabilirsiniz.

Sudan’da 2018 yılının sonlarına doğru derinleşmeye başlayan ekonomik kriz, Aralık ayında öğrencilerin yüksek yaşam maliyetlerine karşı eylemleri, sağlıkçıların ilaç kıtlığı ve ödenmeyen maaşlarına karşı gerçekleştirdikleri grevlerle karşılık buldu.

İlaç fiyatlarındaki artış, ekmeğin fiyatının yükselmesi, Sudan Pound’unun yüksek değer kaybına karşı Sudan halkı tepkilerini sokakta, protestolarla gösterdi. Eylemlerde ‘güvenlik kuvvetlerinin’ şiddet kullanması ve Ömer El-Beşir’in başkanlık yaptığı Ulusal Kongre Partisi (National Congress Party – NCP)’nin Atbara’daki ofisinin ateşe verilmesi ile birlikte hareket iyice tırmandı.

El Gedaref ve River Nile eyaletlerinde polis-paramiliter güçlerin gerçek mermi kullanması 6 kişinin ölümüne sebep oldu. Ardından OHAL ilan edildi, okullar kapatıldı, protestolardan bahseden gazetelere baskın yapıldı, internet kesildi.

Tüm bu olaylar yalnızca üç hafta içerisinde gerçekleşti.

İşyerlerindeki grevler, sokaktaki eylemler hız kesmeden devam ederken takvimler 1 Ocak 2019’u gösterdiğinde ‘güvenlik kuvvetlerinin’ başvurduğu şiddet ile ölü sayısı 45’e, yaralı sayısı 100’e ulaşmıştı. 200’ün üzerinde protestocu ise gözaltına alınmıştı.

1 Ocak, aynı zamanda farklı meslek örgütlerinin, kadın örgütlerinin, muhalif siyasi partilerin ve Direniş Komiteleri’nin de yer aldığı Özgürlük ve Değişim Güçleri (Forces of Freedom and Change – FFC) ittifağının imzalarının atıldığı gün oldu. Talepler başta El-Beşir rejimi ve ekonomik krizin son bulması gibi maddelerden oluşuyordu. Katılımcı tüm kurumlara ve taleplere buradan (sayfa 41) ulaşabilirsiniz.

Sudan’da yaşanan ekonomik ve siyasi krizin yükselmesi talepleri çeşitlendirecek, bu ittifağın rolünü de etkileyecekti.

İttifak içi güçler arasında doktorlar komitesi ilaçlarla ilgili sorunları dile getirirken protestolar sırasında yaralanan, ‘kaybolan’ insanların takibini yapıyordu. Öğretmenler komitesi eylemlere katılıyor, Yetkilendirme ve Yolsuzluğun Kaldırılması ve Kamu Fonlarının Geri Kazanılması komitesi isminden de anlaşılacağı gibi Beşir rejiminin kirli çamaşırlarını ortaya koyuyordu. Direniş Komiteleri mahalle mahalle örgütlenerek herkesin devrim sürecinde bilfiil yer almasını sağlıyordu.

Tam burada, bu direnişi bastırmaya çalışan ‘güvenlik kuvvetleri’ hakkında biraz bilgi vermemiz iyi olacaktır. Sudan’ın neredeyse tüm kentlerinde gerçekleşen eylemlerde halkın karşısında duran ve taleplerine mermiyle yanıt veren polisin yanında, sayıları en az polisler kadar olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (Rapid Support Forces) RSF’i anlatmaya çalışacağız. Günümüzde, General Mohamed Hamdan Dagalo, bilinen ismiyle ‘Hemeti’nin komutanlığını yaptığı, kamuflajları ile sokaklarda dehşet saçan RSF güçleri, kimi zaman sokakta ellerinde silahlar, sopalar veya plastik hortumlar, kimi zaman Toyota pick up araçların üzerinde insanları öldürmek veya ‘kaçırmak’ için sokaklardaydı. Devlet yetkilileri her ne kadar reddetse de, rehin alınanlarla yapılan röportajlarda kendilerine günlerce soğuk depolarda işkence edildiği ve bu işkence modelinin yeni olmadığı belirtiliyor: BCC – Sudan’ın gizli gözaltı merkezlerinde ne oluyor?

Geçmişe, 2013’e yani RSF’in kurulduğu tarihe dönüp baktığımızda, bugün yaptıklarına şaşırmak mümkün değil.

Cancavidler (Janjaweed), kelime anlamı olarak silahlı süvariler.
2003 yılında düzinelerce kabileye ev sahipliği yapan Darfur’da, hükümetin Arap olmayan nüfusa karşı uyguladığı zulüm halkların isyanına sebep olurken, isyan katliamla bastırıldı. Katliamın sorumlusu Ömer El-Beşir gösterilirken, katliamı gerçekleştiren ise cancavidler, yani hükümet destekli paramiliter güçlerdi. Yüzbinlerce insan katledildi, tecavüze uğradı. Milyonlarca insan ise göç etmeye zorlandı veya zorunda kaldı. Bkz. Darfur Savaşı, Darfur Katliamı/Darfur Sorunu

Ömer El-Beşir’in Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde katliam(lar)dan yargılanması (devrildikten sonra) da halkın öncelikli talepleri arasında yer alacaktı.

Bugün sokaklarda dehşet saçan RSF güçlerine geri dönecek olursak, 2013 yılında Milli İstihbarat ve Güvenlik Servisi (NISS) tarafından yönetilen, ordunun operasyonlarında ise Sudan Silahlı Kuvvetlerinin komutasında olan bu paramiliter ordu Cancavidlerden oluşuyor. Yani Darfur Katliamı’nda isyancı kabile halklarının evlerini yıkan, kadınlara, erkeklere, çocuklara tecavüz eden, öldüren Cancavidler, ‘bugün RSF altında’ sokakta taleplerini dile getiren, gerçek bir değişim isteyen halka cinsel saldırılarda bulunan, işkence eden, öldüren Cancavidler.

asdas
Sudan’da gerçekleştirilen protestoların dağılımı. Maviler protestoları, turuncular isyanları. Griler ise her ikisinin gerçekleştiği eylemleri gösteriyor. Diğer renkler bu grafikte yer almamaktadır. Kaynak: acleddata.com

2019 yılının başından Nisan ayına kadar üniversitelerdeki protestolardan işyerlerindeki genel grevlere, 8 Mart’ta kadınların eylemlerinden gözaltındaki açlık grevlerine kadar her yerde direniş devam ediyordu.

11 Nisan 2019 tarihinde televizyonlarda Beşir’in darbe ile 30 yıllık iktidarına son verildiği açıklandı. İsyanların, ayaklanmaların, eylemlerin başladığı ‘ekmek isyanları’ olarak da bilinen 2018 Aralık ayı, tarihe adını Aralık Devrimi olarak yazdırmış oldu.

Yapılan bu darbe, FFC ittifağı ve halk hareketini -belki de gerçek bir devrime giden bu yolda- bir nebze olsa durdurabilmenin tek yolu görünüyor olmalıydı. Küçük bir spoiler verelim: Beklenildiği gibi olmadı. Halk ‘gerçek değişim’ talebiyle eylemlerine, protestolarına devam etti.

Beşir’in devrilmesinin hemen ardından gücü eline alan Askeri Geçiş Konseyi (Transitional Military Council – TMC), Sudanlıların öfkesini bastırabilecek miydi?

Sivil geçiş dönemi, tutukluların serbest bırakılması gibi bir dizi taleple birlikte, içme suyu-ekmek-yakıta gelen zamlar, enflasyona karşı eylemler devam etti. Kimi Sudanlılar tarafından otuz yıllık Beşir rejiminin devrilmesi, taleplerin karşılanabilme ihtimali açısından yeterli görünürken, sadece bu değişim yeterli olacak mıydı?

Tarihler 15 Mayıs 2019’u gösterdiğinde TMC ile FFC, 3 yıl sürmesi planlanan geçiş dönemi üzerine masaya oturdu. Fakat anlaşma sonuçlandırılamadı.

FFC, anlaşmaya engel olan kısım için, yani askeri yönetimin sivillere devredilmesi için, ülke genelinde genel grev ve sivil itaatsizlik çağrısında bulundu. Askeri Konsey, kamu çalışanlarını eylemlere katılması durumunda işten çıkarmakla tehdit etti. Tehdit ve göz korkutmalara rağmen başarılı geçen eylemin ardından FFC daha geniş katılımlı bir grev çağrısında bulundu.

3 Haziran’da, detayların ancak günler sonra ortaya çıkabildiği 108’in üzerinde (doktorlar komitesine göre) protestocu ‘güvenlik güçleri’ tarafından öldürüldü. İnsanlar ayaklarına taş bağlanarak Nil nehrine atıldı. Birçok kişiye tecavüz edildi. Hartum Katliamı işte böyle yaşandı. RSF yine başroldeydi.

FFC, katliamdan iki gün sonra tekrar bir genel grev çağrısında bulundu. Cunta ile görüşmeleri durdurdu. Grev iki gün sürdü. İlk gününde 4 kişi öldürüldü. ‘Ulusal güvenlik tehdidi’ gerekçesiyle internet erişimi kesildi -tekrar erişim sağlanması tam 38 gün sürdü-

30 Haziran’da bir ‘Milyonluk Yürüyüş’ (Millions March) planlandı ve gerçekleştirildi. Bu Milyonluk Yürüyüşlerin ilki oldu. RSF tekrar saldırdı, en az 5 Sudanlı hayatını kaybetti.

Temmuz başında sivil yönetim isteyen halk sokaklarda eylemlerine devam ediyordu.

17 Temmuz’da FFC, TMC ile geçiş dönemi süreci hakkında tekrar masa başına oturdu. Darfur Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu (DDGC) anlaşmanın içeriklerinin devrime ve şehitlerin kanına ihanet ettiğini, devrimin hedeflerinin gerçekleşmesine engel olacağını belirtti. Sudan Devrimci Cephesi (Sudan Revolutionary Front – SRF) silahlı hareketler koalisyonu, bu anlaşmayı kınadı. Fakat 10 gün sonra Etiyopya’da gerçekleştirilen görüşmede SRF anlaştıklarını ifade etti. DDGC geri adım atmadı.

Doktorlar komitesine göre Aralık ayında başlayan protestolardan 20 Temmuz 2019’a kadar en az 246 kişi hayatını kaybetti ve en az 1353 kişi yaralandı.

1 Ağustos’ta Sudan Komünist Partisi müzakerelerden çekildiğini açıkladı.

3 Ağustos’ta müzakereler tamamlanarak 250 sayfalık Anayasal Bildiri Anlaşması imzalandı. Askeri Geçiş Konseyi ismini Egemenlik Konseyi olarak değiştirmiş oldu. 3 yıl 3 ay sürmesi planlanan geçiş döneminde konseye 21 ay ordu, 18 ay bir sivil başkanlık edecek, geçiş döneminin ardından seçimlere gidilecek ve ordu yönetimi tamamen sivillere devredecekti.

Yoğun yağışlar, seller, Sudan Pound’undaki değer kaybının devam etmesi, zamlar, ekmek-yiyecek ve yakıtta yaşanan kıtlık, hastalıklar, ABD’nin Sudan’a uyguladığı yaptırımlar Sudanlıların hayatını zorlaştırmaya devam ediyordu. Sudan halkı, doktorlar, öğretmenler, çiftçiler ve diğer meslek grupları tarafından grevler yapılarak çeşitli konulardaki memnuniyetsizlikler sık sık dile getiriliyordu.

Darfur’da gerçekleşen katliamların harita üzerinde dağılımını gösteriyor. Büyük daireler daha sık yaşandığını ifade ediyor. Başlıkta ‘karmaşa/kargaşa’ olarak belirtilmiş, fakat bu ifade kaynağa aittir. Kaynak: acleddata.com

Tüm bunların yanında Darfur’da, yerinden edilmiş -yaklaşık 60 farklı kampta- yaşayan milyonlarca insanın yaşadığı zulüm devam ediyordu ve hala da devam ediyor. Cancavidlerle bağlantılı ‘Arap Çobanlar’ (at-deve sırtındaki şeytanlar olarak da tarif ediliyor) sistematik olarak bu kamplara saldırarak, insanlara tecavüz etmeye, eşyalarına ve hayvanlarına (koyun, sığır, deve, eşek) el koymaya ve öldürmeye devam ediyordu. Darfur’daki kamplarda ölümler istinasız olarak neredeyse hergün yaşanıyor. Sadece bu konu hakkında sayfalarca söylenecek şey var. Fakat özet geçmek gerekirse, 31 Ağustos 2020’de Juba Antlaşması ile ‘barışın sağlanması’ üzerine bir takım adımlar atıldı. Fakat şiddet son bulmadı. 2003’ten bu yana artarak devam ediyor.

13 Mart 2020’de sel baskınları, kolera ve birçok bakteriyel hastalıkla başı belada olan Sudan’da ilk Covid-19 vakası ile karşılaşıldı. Geçimleri günlük gelire bağlı olanlar için ilerleyen dönemlerde sokağa çıkma yasakları gibi uygulamalar oldukça zorlayıcı olacaktı.

Temel gıdalar, ekmek, içme suyundaki fiyat artışları, hastanelerin kapanmasına varan ilaç kıtlığı, yakıt kıtlığı Sudanlıları gittikçe öfkelendiriyordu. Covid-19 vakalarının hergün artması öfkeyi daha da tırmandırdı. Sokağa çıkma yasaklarına rağmen insanlar evlerinde ‘kalamadı’. Birçok dükkan sahibi artan enflasyon rakamlarına karşı zarar etmemek adına satış yapmayı bıraktı.

30 Haziran 2020’de, ilk Milyonluk Yürüyüş’ün yıl dönümünde, Ekmek İsyanı ve Hartum Katliamı sırasında yaşamlarını kaybedenler için yine bir Milyonluk Yürüyüş düzenlenerek, farklı eyaletlerde kitlesel anmalar gerçekleştirildi. Darfur’da da ‘Yerlerinden Edilenler’ kitlesel eylemler gerçekleştirdi. Sudanlılar, Askeri Geçiş Konseyi yerine sivil bir hükümet getirilmesi ve Hartum Katliamı’nın soruşturulması talebiyle alanlarda yer aldılar.

Darfur’da RSF milislerinin yerlerinden edilmiş insanlara karşı uyguladığı şiddetin geçmiş dönemlere göre daha da arttığı belirtiliyordu.

Temmuz ayında yağan son otuz yılın en şiddetli yağmurları 100’den fazla kişinin ölümüne, yıl başından bu yana 700.000’den fazla insan hayatının olumsuz etkilenmesine neden oldu.

4 Aralık’ta Egemenler Konseyi başkanı El Burhan, sivil yönetimin zayıflamasına da sebep olacak Geçiş Ortakları Konseyi’ni (Transitional Partners Council – TPC) oluşturdu. Pek çok kesimden tepki alan bu karara göre; TPC’nin 6’sı ordudan, başbakandan, 13’ü Özgürlük ve Değişim Güçleri’nden ve 3 Ekim’de hükümetle Juba Barış Anlaşması’nı imzalayan Sudan Devrimci Cephesi (SRF) isyancı ittifakının 9 üyesinden oluşan 29 üyesi olacak. Yeni konseye de El Burhan başkanlık edecek.

ABD terör listesinde yer alan Sudan, 15 Aralık’ta listeden resmi olarak çıkarıldı. Bu gelişme Sudan’ın ekonomik olarak toparlanma sürecine girebileceği yönünde görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Sudan, El Kaide’nin 1998’de Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerine gerçekleştirdiği saldırıdan, 2000 USS Cole Saldırısı ve Hartum’da USAID çalışanının öldürülmesinden sorumlu tutuluyordu. 407 (355+72) milyon dolar tazminat ödeyerek imzalanan anlaşma ile terör listesinden çıkarılmış oldu.

Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin iktidar koalisyonundan çekilen Sudan Komünist Partisi (CPS), geçiş hükümetini devirmek ve orduyu iktidardan uzaklaştırmak için 19 Aralık’ta bir kampanya başlattığını duyurdu.

Aralık Devrimi’nin ikinci yılı, onbinlerce kişinin katılımıyla sokaklarda eylemler yapılarak kutlandı.

Kategorilerine göre eylemler. Açık maviler geçiş döneminden memnun olmayan devrim yanlısı protestolar, koyu maviler devrim yanlısı genel protestolar, kırmızılar devrim karşıtı protestolar. Kaynak: acleddata.com

2021 yılına gelindiğinde, -özet olarak- Sudan’da ekonomik kriz derinleşmeye devam ediyordu. Ocak ayı başında elektrik fiyatlarına %500 zam yapıldı. Devrim’in taleplerinin karşılanması yönünde oldukça az yol katedilmişti. Grevler, nöbetler, protestolar, milyonluk yürüyüşler 2018 Aralık ayından bu yana neredeyse hiç durmadı.

Darfur’da Yerinden Edilenler’e karşı gerçekleştirilen katliamlar artarak devam ediyordu. Kısaca, son iki yılda yaşanan ne varsa hepsi katlanarak artıyordu.

Maliye bakanlığı ile ABD EXIM bankası arasında imzalanan 1 milyar dolarlık kredi anlaşması, Suudi Arabistan’ın 10 milyon dolarlık Covid-19 fonu, ‘Samarat’ isimli aile destek programı için ABD ve AB’den ‘hibe edilen’ 820 milyon dolar, Sudan’ın 56 milyar dolarlık dış borcunun Dünya Bankası ve IMF tarafından 6 milyar dolara indirilmesi, Sudan’ın altyapı projelerini finanse etmek ve yerlerinden edilmiş insanların desteklenmesi adına Dünya Bankası’ndan sağlanan 2 milyar dolarlık fon, Sudan’daki milli parklar ve ekoturizm için Birleşmiş Milletler’in 23 milyon dolarlık ‘desteği’, Club de Paris’in Sudan’ın 14 milyar dolarlık borcunu silmesi, ABD’nin (USAID) Sudan’ın kalkınması ve demokratik geçişi için 700 milyon dolar hibe etmesi gibi ‘destek’ programlarının neredeyse tamamı 2021 yılında gerçekleşti. İncelenmesi, araştırılması, göz önünde bulundurulması gereken gelişmeler olduğunu düşünüyoruz.

Eylül ayının başında, Özgürlük ve Değişim Merkez Konseyi, Sudan Devrimci Cephesi ve Ulusal Ümmet Partisi çerçevesinde 43 parti ve hareket tarafından, başbakan Abdullah Hamduk ve Egemenlik Konseyi sivil üyeleri huzurunda bir Birlik Bildirgesi imzaladı. Bu bildirge, tüm Sudan halkını Sudan’ın özgürlük, barış ve adalet devriminin sloganlarını uygulamayı ve Juba Barış Antlaşması’nın uygulanmasını tamamlamaya teşvik etmeyi amaçlarken, bu ittifaka dahil olmayan tüm toplumsal güçlerle bir diyalog yürütülmesini şart koşuyordu. Ayrıca imzacılar, Direniş Komiteleri ile ortak eylem için en uygun formülleri aramaya olan bağlılıklarını da teyit ettiler.

Eylül ayının sonlarında Yetkilendirme ve Yolsuzluğun Kaldırılması ve Kamu Fonlarının Geri Kazanılması komitesinin görevine son verilmesi ve Hartum’daki ofislerini terk etmelerinin istenmesi üzerine, Sudan geçiş hükümetinin askeri ve sivil güçleri arasındaki gerilim oldukça yükseldi. ABD ve Birleşmiş Milletlerin arabuluculuk girişimlerine rağmen bu gerilim devam etti. Geçiş döneminin gidişatı ile ilgili artan siyasi anlaşmazlıktan rahatsız olan Sudanlılar komiteye sahip çıkarak binlerce kişinin katıldığı destek eylemleri gerçekleştirdi.

El Burhan, mevcut siyasi sorunlardan dolayı hükümeti dağıtmaktan başka bir çözüm olmadığını söylerken, Yüksek Mahkeme’nin komite kararlarını (El Beşir rejimine bağlı çok sayıda hakim ve savcının görevden alınması) iptal etme kararının ardından Devrimi ve Demokratik Geçişi Koruma Hukukçular Grubu kuruldu.

Kategorilere göre eylemler. Koyu maviler şiddet ve güvensizliğe karşı, maviler temel ürün ve hizmetlerin yetersizliğine karşı, açık maviler devlet şiddetine karşı eylemler. Kırmızılar, Juba Barış Anlaşması’nın uygulanmamasına karşı gerçekleştirilen eylemler.

Ekmek fiyatlarındaki artış ve Darfur’da ölümlerin devam etmesi halkın öfkesini iyice artırıyordu.

21 Ekim için organize edilen milyonluk yürüyüş öncesinde 13 Direniş Komitesi, yürüyüşün herkese karşı olduğunu ve FFC’yi artık desteklemediklerini belirtti. Sudan Komünist Partisi’nden, Kadın örgütlerinden, Sudan Doktorlar Merkez Komitesi ve Demokratik Hukukçular İttifakı da dahil olmak üzere on bir meslek kuruluşu milyonluk yürüyüşe çağrıda bulundu. 1964 Ekim Devrimi’nin 57. yıldönümü olan bu özel günde yüzbinlerce Sudanlı sokaklarda her zaman dile getirdikleri talepleri ile yer aldılar. Eylemlerin şiddetle bastırılmasına karşı Profesyoneller Birliği ‘Barışçıl gösterilere yapılan saldırı, mevcut yetkililerin devrime düşmanlıklarının açık bir beyanıdır’ dedi.

25 Ekim’de Sudan Ordusu darbeyle iktidarı ele geçirdi ve olağanüstü hal ilan edildi. Hamduk ve bir dizi yetkili gözaltına alındı. Egemenlik konseyi dağıtıldı. Başkentin üç şehrini birbirine bağlayan köprüler kapatıldı. Hem internet hem de telefon konuşmaları kesildi. Sudan Doktorlar Sendikası acil durumlar dışında genel grev ilan etti, Sudan Bankacılar Birliği tutuklamaları protesto etmek için sivil itaatsizlik eylemlerine başlayarak greve gittiklerini açıkladı.

Milyonluk yürüyüşten dört gün sonra gerçekleşen bu darbeye karşı Sudanlılar büyük bir öfke ile sokaklara döküldü. Caddeleri trafiğe kapattılar, barikatlar kurdular. Milyonluk Yürüyüş ortak komisyonu, Direniş Komitelerinden sokaklarda halka seslenmelerini istedi. İlerleyen günlerde tüm otoyolların tutulması, kamu binalarının, büyükelçilerin önlerinde nöbetleşe eylemlerin yapılması çağrısında bulundu. Sudanlı Profesyoneller Birliği, gözaltına alınan politikacıların serbest bırakılmasını talep etti, geniş çaplı sivil itaatsizlik çağrısı yaptı.

30 Ekim’de Direniş Komitelerinin çağrısıyla tekrar kitlesel bir Milyonluk Yürüyüş düzenlendi. Tüm bunlar yaşanırken, sosyal medya, haber siteleri, mesajlaşma uygulamaları yoktu. İnternet darbeden sonra yeniden 3 hafta sonra aktif edildi. İnternet aktif edildikten sonra ise sosyal medya uygulamalarına erişim engeli getirildi.

Darbe lideri El Burhan’ın, Egemenlik Konseyi’ni restore ettiğini açıklaması, tepkiyle karşılandı ve 13 Kasım’da tekrar bir Milyonluk Yürüyüş tertip edildi. Hem bir önceki hem de 13 Kasım’daki Milyonluk Yürüyüşlerin şiddetle bastırılmaya çalışılması sonucunda Sosyalist Doktorlar Derneği (Assosation)’ne göre 20’nin üzerinde kişi hayatını kaybetti, 100’ün üzerinde kişi ise yaralandı.

Hamduk, darbeden 21 Kasım’a kadar tutulduğu ev hapsinin ardından ‘yapılan bir anlaşma ile’ görevine iade edildi. Hamduk’un askeri cunta ile yapmış olduğu anlaşmanın ‘askeri darbe rejiminin meşrulaştırıldığını’ düşünen 11 bakan istifa etti.

Direniş Komiteleri 25 Ekim askeri darbesini reddettiğini ifade etmek için 30 Kasım’da birçok şehirde ‘Milyonluk Yürüyüşler’ düzenledi. Merkezi Doktorlar Komitesine göre 98 kişi yaralandı.

Birleşmiş Milletler Sudan Genel Sekreteri, Direniş Komiteleri temsilcileri ile siyasi gelişmeler ve geçiş dönemi taleplerini görüşmek için davette bulundu.

19 Aralık’ta, Aralık 2018 devriminin 3. yılını kutlamak için yine bir Milyonluk Yürüyüş tertip edildi. (25 Kasım Darbesi’nden sonra her hafta milyonluk yürüyüşler düzenli olarak yapılıyor.)

2021 yılının son günlerinde iki önemli gelişme yaşandı. Direniş Komitesi üyelerinin evlerine baskınlar yapılarak gözaltılar yapılırken, OHAL gerekçe gösterilerek Genel İstihbarat Servisi’ne (GIS) geçici olarak tutuklama yetkisi verildi.

2022 ise başbakan Hamduk’un istifası ile başladı. İstifa, aynı gün halkın sivil yönetim talebi ve başbakan Hamduk’un darbe lideri El Burhan ile 21 Kasım’da yaptığı anlaşmanın isyanıyla gerçekleştirilen milyonluk yürüyüşte 3 kişinin ‘güvenlik güçleri’ tarafından öldürülmesinden sonra geldi. FFC ve Sudan Komünist Partisi tarafından Hamduk’un istifası bir zafer olarak değerlendirildi. 25 Ekim Darbesi’nden Hamduk’un istifasına kadar olan 6 haftalık süreçte 50’in üzerinde gösterici hayatını kaybetti.

Direniş Komiteleri “Müzakere yok, ortaklık yok, [cuntayla] pazarlık yok” sloganıyla haftalık milyonluk yürüyüşleri organize etmeye devam ederken, eylemler sırasında verilen kayıplardan dolayı şehitleri onurlandırmak için 19 Ocak’ta iki günlük genel grev ilan etti. 20’den fazla sektördeki profesyoneller komitesi, öğrenciler, Özgürlük ve Değişim Güçleri, Sudan Öğretmenler Komitesi, Sudan Gazeteciler Ağı, Sudan Mühendisler Derneği, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Birliği, Radyologlar Sendikasının yeniden kurulması için Hazırlık Komitesi, Elektronik Bankacılık Hizmetleri İşçileri Sendikası, Mühendisler Derneği, Demokratik Avukatlar İttifakı, Üniversite Öğretim Görevlileri Komitesi ve daha birçok meslek örgütü, ülkedeki iki günlük genel greve katılmaya hazır olduklarını duyurdular. Halkın sokaklara döküldüğü, yolların barikatlarla trafiğe kapatıldığı iki günlük genel grev Sudan’da hayatı durma noktasına getirdi.

Cunta lideri El Burhan’ın Aralık sonunda Genel İstihbarat Servisi’ne OHAL dahilinde tutuklama yetkisini vermesi ile 2022’nin ilk aylarında Direniş Komitelerinin evlerine yapılan baskınlar ve gözaltılar ivmelenerek artmaya devam etti. Kadına Baskıya Hayır (No to Oppression of Women) aktivisti Amira Osman’ın kaçırılarak tutuklanması ise büyük bir tepkiye neden oldu.

İnternet ve sosyal medya engelleri ile iletişim kısıtlamaları uygulanmaya devam ederken, gazetecilerin gözaltına alınması, önce El Jazeera, daha sonra El Hadatha isimli gazetenin kapatılması hak ihlallerinin yanında haberleşmenin önemli derece kısıtlandığını göstermekte.

25 Ekim Darbesi’nin üzerinden geçen 100 günlük direnişin ardından Direniş Komiteleri haftalık olarak gerçekleştirecekleri milyonluk yürüyüş takvimini açıklarken, devrimci güçlerin birlikte hareket edecekleri birleşik merkezi liderliğin kurulması yönünde diyaloglar sona yaklaşıyordu.

Sudan Komünist Partisi, yaşananların bir kriz değil devrim olduğunu, askeri rejimle herhangi bir diyalogun mümkün olmadığını kaydetti. Özellikle ekmek ve elektrik fiyatlarındaki artış, Sudan Pound’un darbeden sonra daha da değer kaybetmesi, ekonomik krizin derinleştiğini gösterirken, SKP, ekonomik ve siyasal krizin çözümünün askeri rejimi devirmeden mümkün olmayacağını belirtiyor. Sudan Komünist Partisi, devrimde 2018’e göre çok daha etkin role sahip. Direniş Komitelerinin ortaya çıkışında ve bu günkü hareketine etkisi de bir hayli fazla.

Siyasi sözcülerden bir diğeri olan Direniş Komiteleri, tüm koordinasyon ve tabanları arasında yaptığı kapsamlı istişare ve tartışma süreçlerinden sonra Şubat ayının sonunda bir Halk Otoritesi Tüzüğü paylaştı. Ülkedeki devrimci güçleri birleştirmeyi amaçlayan bu tüzük, 25 Ekim Darbesi’nin alaşağı edilmesini ve darbeye dahil olan herkesin hesap vermesini şart koşuyor. Ayrıca, 3 Ağustos 2020’de FFC ile TMC arasında imzalanan Anayasal Bildiri Anlaşması’nın iptalini, RSF de dahil olmak üzere ordu güçlerinin dağıtılmasını, Juba Barış Anlaşması’nın tamamen gözden geçirilmesi ve eksik konuların dahil edilmesini, devrik rejimin güvenlik komitesiyle müzakerelere katılan tüm sivil ve siyasi güçlerin objektif bir şekilde değerlendirilme yapmasını, bundan kaynaklanan hatalar için kamuoyundan özür dilemesini şart koşuyor.

Çalışmamızı belki de Sudan için en hareketleri günlerin beklediği sürecin arifesinde paylaşılmış oluyoruz. Fakat gelişmeleri ilerleyen gün ve haftalarda paylaşacağımız haberlerden veya aşağıda yer alan kaynaklardan takip edebilirsiniz.

“Duvarı kazmaya devam edeceğiz, ya ışık için bir delik açacağız ya da duvarın karşısında öleceğiz.” Sudan Direniş Komiteleri

Sudan Komünist Partisi ve Sudan Direniş Komiteleri’ne katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

***

https://direnisteyiz30.org/sudanda-devrimci-durum-gelisiyor-komunist-parti-sozcusu-dr-fathi-al-fadolla-roportaj-kaldirac

https://direnisteyiz30.org/sudan-surasidir-turkiye-burasi-aysun-sadikoglu

https://direnisteyiz30.org/konumuz-afrika-emperyalizm-ve-sudan-dersleri-yusuf-alp

https://direnisteyiz30.org/sudan-devrimi-genel-grev-direnis-komiteleri-ve-genis-cephe-liderligi-skp-resmi-sozcusu-dr-fethi-el-fadlla-roportaj

https://www.marksistteori.org/1087-ceviri-sudan-devrimi-nin-i-kinci-perdesi.html Sudan Devrimi’nin ikinci perdesi – Sara Abbas / Çeviri (VPN gereklidir)

Direniş Komiteleri internet sitesi: https://resistancecommittee.com/en/

Direniş Komiteleri Twitter hesabı: https://twitter.com/ResistCommittee

Sudan Profesyoneller Birliği Twitter hesabı: https://twitter.com/AssociationSd

Sudanlı Kadınların Özgürlük Mücadelesi -Tuğba Tercan

Günlük haber takibi için:

https://www.dabangasudan.org/en/all-news

Google Translate Türkçe çevirisi için: https://www-dabangasudan-org.translate.goog/en/all-news?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

https://www.sudaninthenews.com

Google Translate Türkçe çevirisi için: https://www-sudaninthenews-com.translate.goog/?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

https://3ayin.com/en/?s=sudan

https://www.sudancoup.com 25 Ekim Darbesi sonrasında tutulan günce

Aşağıdaki röportaj için hazırladığımız Türkçe altyazıyı aktif ederek izleyebilirsiniz.