Tarihi Yedikule Bostanları’nın yerini rulo çimler alıyor

Yedikule Bostanlarını Koruma Girişimi, surlarda sürdürülen restorasyonlarda bostanların dikkate alınmadığını, 1600 yıllık bostanların yok olmakla yüz yüze olduğunu belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin restorasyonunu yaptığı surlarla iç içe olan tarihi bostanlar, restorasyon çalışmalarıyla birlikte yok ediliyor. Yedikule Bostanlarını Koruma Girişimi’nin, bostanların yaşaması için TMMOB Karaköy şubesinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında yok edilen bostanlar ve sur bostancıları konuşuldu. Yapılan açıklamada Cemal Kafadar ve Asu Aksoy söz aldı.
Son haftalarda surların çevresinde hızla ilerleyen gelişmeler gördüklerini ve bazı bostanların hızla yok edildiğini söyleyen Kafadar, “Sur denildiğinde yalnızca taş duvarlar akla gelmemeli. Sur yanındaki bostanıyla, pazarıyla birlikte anılır. Tahtakale ve bostanlar bunun en gözde örneğidir. İstanbul’da bu birliktelik zedelenmemelidir. Bir diğer önemli konu ise oradaki toprağın arşiv olduğudur. Hafriyat toprağından geçilmezken surların oradaki toprak farklıdır. Orası bize bir toprak arşivi kurdurabilir. İstanbul’un taşı toprağı altın cümlesinin altı boş değil çünkü taşı toprağı altın değerinde” ifadelerini kullandı.

“Bostanlar 3 devlet boyunca korundu”

Yedikule Bostanları çok özel bir yeri olduğunu, kara surlarıyla birlikte ortaya çıktığını ve kara surlarının mimarisine denk bir kültür mirası barındırdığını vurgulayan Aksoy, “Son zamanlarda iş makinelerinin bostanlara girdiğini, toprağı altüst ettiğini görüyoruz. Bu bostanların başı boş şekilde ortaya çıkmadığını hatırlatmak isterim. 3 devlet tarafından fermanlarla nasıl işleneceği kararlaştırılmış” diye anlattı. 60’lardan beri bostanların tahrip edildiğine değinen Aksoy, 2000’li yıllardan itibaren tahribatın git gide arttığını belirtti.

Aksoy, Ekrem İmamoğlu’nun surlarla ilgili restorasyon çalışmalarına değinerek, “Kara surlarının restore edilmesi, ziyarete açılması çok önemli ama aslında Yedikule’den yukarı doğru giden bu alan bostanların hâlâ çalıştığı, toprağın 4 mevsim işlendiği bir alan. Bu proje çalışmaları bağlamında mevcut bostanlar kaldırılıyor, makineler giriyor. Hiç inşaat görmemiş topraklar 3-4 metre kazılıyor” dedi.

“Bostanların yerini rulo çimenler aldı”

Oradaki toprağın tarihi ve bilimsel açıdan önemli olduğunu vurgulayan Aksoy, “Mevlanakapı ve Silivrikapı çevresindeki çalışmalara baktığımızda oralarda rulo çim ve saksılarda zeytin ağaçları görüyoruz. Endişemiz bunun tüm sur alanlarına ilerlemesi. 1600 yıldır buraya ruh vermiş bostanlar ortadan kalkınca sadece seyredeceğiniz ve taştan ibaret olan bir sur görüntüsü olacak” şeklinde konuştu.

Mevlanakapı’daki restorasyon çalışmalarının ardından koyulan panoda bostanların anlatılmadığına dikkat çeken Aksoy, “İstanbul’un gıda ihtiyacını karşılamak için yatırım yapılması gerektiği konuşulurken, bostanlar İstanbul’u besleyebiliyorken bu bostanlara sıkı sıkı sarılmamız gerekmez miydi. Çiftçi maliyete yetemezken bu bostancılar orada ve bu çok önemli bir durum. Burada düşünülmesi gereken bu surları restore ederken bostanları nasıl koruyabiliriz diye düşünmemiz lazım” dedikten sonra kara surlarının restore edilmesinin önemli olduğunu ve karşı olmadıklarını belirterek bu surların restorasyonu yapılırken bostanları da korumanın mümkün olduğunu söyledi.

İBB’yle tarihi Yedikule Bostanları girişimi olarak da ayrı ayrı da konuşmak, bilgi paylaşmak, sorular sorulması için çok çabaladıklarını belirten Aksoy, “Bilgi alamıyoruz. Bu bilgilerin aslında tüm topluma açılması ve bu konuyu sürece yayarak çalışmak gerekiyor. Bu durumu henüz gerçekleştiremedik ve öyle bir sinyal de almıyoruz” dedi.

Basın açıklamasının ardından Yedikule Bostanlarını Koruma Girişimi, 14 Ocak Cumartesi günü saat 14.00 da Yedikule Bostanlarında açık ders yapılacağını söyleyerek çağrıda bulundu.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here