Türkiye Ormancılar Derneği: “Yasal ve idari düzenlemelerle orman alanlarının içi boşaltılmakta ve ciddi şekilde küçük parçalara ayrılmaktadır.”

Geçtiğimiz yaz resmi kayıtlara göre Anadolu’nun son 80 yıllık tarihinde yaşadığı en büyük yangın felaketi gerçekleşti. Halk bu büyük yangınlara canla başla, öz güçleriyle karşı koyarken TC devletinin başlangıçta umursamayan tutumu son günlerde artan toplumsal baskıyla birlikte zoraki ve beceriksizce bir müdahaleye evrildi.

Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara’ya öncesi ve sonrasıyla yangını, TC devletinin orman politikasını, iklim değişikliğinin etkilerini ve yapılması gerekenleri Direnişteyiz.org’dan Göksel Kılınç sordu.

– 7 Haziran’da yaptığınız “Orman yangınlarıyla mücadele konusunda yapılması gerekenler”e ilişkin kapsamlı basın açıklamanızı yayınlamıştık. Açıklamanın üzerinden çok geçmeden içerisinde belirtilen pek çok risk ve ihmal yaz ayları boyunca süren büyük yangın döneminde çok büyük çaplı orman arazilerinin yok olmasına neden olmuş görünüyor. 2021’de ne kadar büyük ölçekli bir orman yangını yaşadık? 

Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2021 yılında sadece bir aylık dönemde (15 Temmuz-15 Ağustos)  toplam 132.892 hektar orman alanı, 25.807 hektar ziraat ve 2.300 hektar ağaçsız orman olmak üzere toplam 161.000 hektar alan yangınlarından etkilenmiştir. Yangın sezonu bittikten sonra bu miktar kesinleşecektir. 1945 yılında çıkarılan 4785 sayılı Kanun’la bazı istisnalar dışındaki tüm ormanlar “hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın” devletleştirilmiştir. Bu gerekçe ile 1945 yılında 165.307 hektar, 1946 yılında ise 125.115 hektar ormanlık alan yanmıştı. Yanan alan miktarı yanında 1945-46 yıllarında yangınla mücadele unsurlarının ve personelinin yok düzeyde olması göz önünde bulundurulursa 2021 yılı yangın istatistiklerinin tutulduğu 1937 yılından bu yana ülke olarak en fazla karardığımız yıl olmuştur. Özellikle 28 Temmuz ile 13 Ağustos döneminde Adana, Osmaniye, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, Denizli ve Isparta illerinde büyük orman yangınları meydana gelmiştir.

– Bu yangınlara sizce “davetiye” çıkarılmış mıdır? Orman alanlarının bakımı ve Türkiye’deki ormancılık faaliyetlerinin kapsamı, derinliği sizce nedir ve bu durumun ortaya çıkışında ne kadar etkendir? Siz bu krize yaklaşımı ve yönetimini genel olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Küresel ısınma ve sonucundaki küresel iklim değişikliği nedeniyle bilim insanlarınca bundan sonraki dönemde benzer hava şartlarının artarak devam edeceği öngörülmektedir. Küresel iklim değişikliği ve yangın nedenlerin çok büyük bir kısmı (%90) insan kaynaklıdır. Her şeyden önce yangın gerçeğine karşı duyarlı olabilen ve yangına uyumlu bir toplum yaratılması çok önemlidir. Yanan alanların rehabilitasyonu, Yanıcı madde azaltılması, özellikle ziraat alanlarına yakın ormanlarda gerekli ve yeterli bakım çalışmalarının yapılması gibi yangına dirençli ormanlar oluşturma çabaları vardır.. Ancak bunların yeterliliği ve ilave önlemler tartışmaya açılmalıdır. Yangına hassas bölgelerde yangın konusunda deneyimli personelin atamalarında ehliyet ve liyakata uyulmaması, yangında görevli her kademedeki tüm personelin gerekli ve yeterli eğitimi almaması, yangına müdahale personelinin oldukça yetersiz olması, kişisel koruyucu donanımların kullanılmaması ve bunun takip edilmemesi, bakan ve milletvekillerinin görevleri olmamasına rağmen yangın yönetimine müdahil olmaları gibi yangın sevk ve idaresinde sorunlar yaşanmasına katkı sağlamıştır. Acil ve afet kapsamındaki birçok konuda olduğu gibi orman yangınları konusunda da kriz yönetimine hazır olmadığımız gözlenmiştir.

– Yangınlarda yeterince araç ve insan bölgeye sevk edildi mi? Buna imkan tanıyan bir devlet örgütlenmesi mevcut mudur? Halkın ve ormancıların ortakça çalışmasının bu yangınların söndürülmesindeki etkisi sizce nedir?

Ormanlık alanlardaki yangınlarda Orman Genel Müdürlüğü, diğer açık alan yangınlarında (bağ, bahçe, ziraat vs) ise Belediye İtfaiye teşkilatı birinci derecede sorumludurlar. Ayrıca Gönüllüler de yangınlara müdahale etmek üzere eğitilmişlerdir.

2021 Yılında 28 Temmuz tarihinde başlayan ve 17 gün süren dönemde pek sık görülmeyen bir şekilde kısa periyotta büyük alanları etkileyen pek çok yangın meydana gelmiştir. Bu özellikteki yangınlarda başta kriz yönetimi olmak üzere yangın koordinasyonunda ve organizasyonunda pek çok sorun yaşanmıştır. Ülke olarak çok boyutlu bu tip yangınlara tam anlamıyla hazır olmadığımız hissedilmiştir. Özellikle sivil toplum örgütlerinin olağanüstü mücadele istekleri takdirle karşılanmış ancak bu konuda da Gönüllü çalışanların yeterince eğitim alamadıkları, bilgi ve uygulama eksikliği olduğu görülmüştür. Orman yangınları konusunda sivil toplum örgütlerinin ve yangın gönüllülerinin yapabilecekleri büyük katkılar vardır. Bu konuda uygulanabilir yeni bir yasal düzenlemeye ve uygulamalı gerçek bir eğitime ihtiyaçları vardır. Özellikle yangın önleme etkinliklerinde ve yangın sırasında cephe gerisinde, lojistik hizmetlerde görev almaları faydalı olacaktır. Bu arada tüm olumsuzluklara rağmen yangınla mücadele eden tüm kurum ve kuruluşların hemen her kademesinde fiilen görev alanların çalışmaları takdire değerdir. Bu güne kadar 133 orman yangınları şehidi bu konudaki özverili çalışmaların bir ifadesidir.

– Şu anda süregelen yağma, savaş ve rant ekonomisinin sizce bu yangınlarla bağı nedir? 

Kamuoyunda yanan alanlarda otel vb. yapılacağı hususu sıkça gündemdedir. Bir iki yoruma açık uygulama dışında otuz yılı aşkın bir süredir böyle bir uygulama tespit edilmemiştir. Yasal olarak da mümkün değildir. Bu önyargıyı kırmak oldukça zor olacaktır. Sanırım temel sorun toplumun güven sorunu ile ilgilidir. Ancak asıl sorun 2018 yılında çıkarılan 7139 sayılı yasal düzenlemedir. Bu düzenleme ile orman rejiminden sahalar çıkartılmakta ve orman alanları daraltılmaktadır. Aşırı üretim son on yılda 3 katına yükselerek (12 milyon m3’den 36 Milyon m3’e) cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Aynı zamanda bugüne kadar 780 bin ha (son 20 yılda. 500 bin ha. yakın saha) saha izin-irtifaka konu edilmiş ve kağıt üzerinde orman olarak görünmektedir. Doğal olarak yasal ve idari düzenlemelerle orman alanlarının içi boşaltılmakta ve ciddi şekilde küçük parçalara ayrılmaktadır. Türkiye Ormancılar Derneği olarak bunun takipçisi olacağız.

– Sizce bundan sonra yapılması gerekenler nelerdir?

Orman yangınları konusunda Orman Teşkilatı kendi içinde yeni bir yapılanma ihtiyacını tartışmaktadır. Orman yangınları konusundaki yasal düzenlemeler oldukça eskidir. Uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yangın yönetimi için çağın gereklerine uygun yeni bir yasal düzenleme zorunludur.

Küresel iklim değişikliğine karşı küresel insan değişikliği çok önemlidir. Yangına uyumlu ve yangına duyarlı bir toplum yaratmamız zorunludur. Küresel iklim değişikliğinin sorumlusu maalesef bizleriz ve yangınların yüzde doksanı da insan kaynaklıdır.

Orman yangınları konusundaki belirlenecek yeni politikalar, stratejiler, alınacak önlemler, yapılacak çalışmalar konusunda orta ve uzun vadede yeni bir yaklaşıma, yeni bir yapılanmaya, yeni bir planlamaya gereksinim vardır. Orman Genel Müdürlüğü, ilgili kurumlar, mesleki kuruluşlar, akademisyenler, uzmanlar vb. kamunun temsil yeteneğindeki hemen her kesiminin katılımı ile uygulanabilir ve sürdürülebilir karar ve  prensipler için acilen toplumsal bir uzlaşı sağlanacak daha geniş kapsamlı bir toplantı / çalıştay yapılması zorunludur.

Tabi eğitim çok önemlidir. Toplumun hemen her kesiminin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi, yangına katılanların gerekli ve yeterli eğitimi almaları şarttır. Yangın işçilerinin eğitimi için yapılan Eğitim Merkezi faaliyete başlayamadan Üniversiteye devredilmiştir. Bunu izah etmek mümkün değildir. Buca Tınaztepedeki Eğitim Merkezinin derhal geri alınarak acil ihtiyaç olan yangın eğitimi için hizmete açılması şarttır.

2019 Yılında Muğla da yapılan 1. Orman Yangınları Çalıştayı sonrası Türkiye Ormancılar Derneği tarafından taslak olarak düzenlenen “Yangınlardan Korunma Eylem Planı” orman içi ve civarında yaşayanlar mahalleliler (köylü) için yangın öncesi ve yangın sırasında yapılacaklar ile ilgili gerekli olan planlama, koordinasyon, mücadele ve eğitim konularını kapsamaktadır. Bu tür planlar derhal uygulamaya konmalıdır.

Orman içi ve civarındaki binaların yangına dirençli malzemeden yapılması, çevre düzenlemesi, tarımsal faaliyetlerin irdelenmesi, uyarı ve ikaz ile tahliye gibi gerekli olan çalışmaları bir disiplin haline alınmasını amaçlayan plan için ilgili kurumlarla (AFAD, jandarma, orman, tarım, sağlık, yerel yönetimler vb.) işbirliği içinde planlama ve eğitim çalışmalarına acilen başlanmalıdır. Hazırlıksız ve eğitimsiz bırakılan toplumlar için yangın sonuçları kader olmamalıdır.

  • Yangın süresince havuz medyasından da bağımsız medyadan da haberler ve paylaşımlar yapıldı. Pek çok insan sosyal medya hesapları üzerinden doğru bilgiye ulaşmaya çalıştı. Bu tarz afetlerde sizce basına düşen nedir, katkısı ve etkisi nasıl olmalıdır? 

Yeterli ve doyurucu bilgiler alınamadığı sürece yangınlar konusunda sosyal medyada maalesef doğru olmayan, tahmin ve yoruma dayalı bilgiler hızla yayılmaktadır. Halkın orman yangınları konusunda her anlamda doğru bilgilendirilmesi önemlidir. Yangınlar konusundaki objektif ve en doğru bilgilerin ilgili kurum yetkililerince makul süreler içinde verilmelidir. Türkiye Ormancılar Derneği olarak toplumsal sorumluluğumuz gereği belli dönemlerde “Basın Açıklamaları” ile yangınlar konusundaki eleştirilerle birlikte en doğru bilgileri kamuoyuna duyurmayı görev olarak kabul ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here