YÖK Karşıtı Eylem Birliği Beyazıt’ta “YÖK, polis, medya, bu abluka dağıtılacak” dedi

YÖK Karşıtı Eylem Birliği, YÖK’ün kuruluşunun 41. yılında Beyazıt’ta eylem yaptı. Üniversite öğrencileri yapılan açıklamada demokratik üniversite mücadelesine çağrı yapıldı.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun kuruluşunun 41. yılını Beyazıt’ta protesto eden öğrenciler “YÖK’ün 41. yılında haklarımız, geleceğimiz ve özgürlüğümüz için mücadeleye” pankartını açtı.

Eylemde “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek”, “Ferman devletin, üniversiteler bizimdir”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek”, “YÖK, polis, medya, bu abluka dağıtılacak” sloganları atıldı. Ortak basın açıklamasını okuyan Şifanur Çetin YÖK’ün kuruluşundan itibaren değişmeyen tek unsurun bilim üretimine yönelik saldırı ve üniversitelerin devlet eliyle şirketleştirilmesi olduğunun altını çizdi.

Çetin, YÖK’ün kuruluş amacının, devrimci mücadeleyi yükselten üniversiteliler üzerinde baskı kurmak ve üniversiteleri sermayenin hizmetine daha fazla sokmak olduğunu hatırlatarak “Dünya üzerinde 1970’li yılların ortasından itibaren bilhassa askeri darbeler aracılığıyla yayılan neoliberalizm, Türkiye’ye 12 Eylül, üniversitelere ise bir 12 Eylül ürünü olan YÖK eliyle getirildi. YÖK üniversiteye yönelik, darbe sürecine kadar olan tüm saldırıların niteliğini arttırdı ve iktidarın, üniversiteleri sermaye lehine dönüştürme süreçlerinin özel yetkili kurumu haline geldi. Avrupa üniversitelerinin ticarileşmesi ve piyasayla bütünleşmesini sağlamayı amaçlayan neoliberal Bologna Süreci de Türkiye’de YÖK eliyle yürütüldü. Böylelikle üniversitelerin sermaye için ucuz ve nitelikli kadro sağlayan, bilimsel çalışma üreten alanlar haline gelmesi için önemli bir eşik aşılmış oldu. Eğitim sistemi kapitalizmin ihtiyaçlarına doğrultusunda şekillenirken bunun dışında herhangi bir üretim faaliyeti de yasaklarla, kısıtlamalarla engellendi.” dedi.

“Eğitim ve eğitimin tüm kalemleri parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmalıdır”

Barış akademisyenlerin KHK ile ihraç edilmesi ve yerlerinin nepotizmle yandaşlarla doldurulduğu, rektörlük seçimlerinin kayyum atamalarına dönüştüğünü kaydeden Çetin, “Üniversitelerde polis ve ÖGB işbirliği ile öğrencilere yönelik denetim ve saldırı mekanizmaları arttırıldı. Üniversiteleri kar sağlamak için arka bahçeleri olarak gören siyasi iktidar kampüsleri şantiye haline getirirken yarattığı ekonomik kriz nedeniyle barınma sorunu ile karşı karşıya kalan gençliği görmezden gelerek kampüslerin içinde Millet Bahçeleri açmaya devam etti. Ekonomik krizin derinleştiği ve öğrencilerin git gide yoksullaştığı bu mevcut konjonktürde devlet, KYK yurtlarının ücretlerine zam üstüne zam yaparak, odaları 8 kişilik koğuşlar haline getirdi. KYK yurtlarında kalamayan öğrencileri ise tarikat-cemaat yurtlarına mecbur bıraktı.” dedi.

Öğrencilerin ekonomik kriz koşulları altında artık derslerden çok güvencesiz işlerde çalışmaya mecbur bırakıldığını belirten Çetin şu ifadeleri kullandı: “Milyonlarca öğrenci devlet okullarında sözde parasız olan eğitim masraflarını karşılayamadığı için ya eğitim hayatına hiç başlayamıyor ya da eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Bu yüzden koşulsuz şartsız eğitim ve eğitimin tüm kalemleri parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmalıdır. Bu en temel insani haktır.” 

“Saldırılar ülkedeki siyasi atmosferden bağımsız değil”

Tüm bu sorunlar ortadayken dün YÖK eliyle başlatılan yapısal dönüşümün bugün siyasi iktidar tarafından devam ettirildiğini vurgulayan Çetin “Kayyum rektörler üniversiteleri şirketleri gibi görerek patronlar haline geldi ve piyasalaşma, YÖK aradan çıkarılarak siyasi iktidara peşkeş çeken yönetici kadrolar ile gerçekleştirilmeye başlandı. İçişleri Bakanlığı’nın “Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri” başlıklı genelgesi ile üniversitelerin içerisindeki tüm muhalif sesler yok edilmeye çalışılarak birçok kadın kulübü ve LGBTİ+ kulübü hedef alındı.” şeklinde konuştu.

Üniversitelilere dönük saldırı sürecinin ülkedeki siyasi atmosferden bağımsız olmadığını belirten Çetin mevcut düzenin baskı ve şiddet dışında ayakta tutabilecek bir şeyin kalmadığını ifade etti ve şöyle konuştu: “Bu nedenle savaş alanlarında insanlık suçu sayılan her türlü envanterin kullanılmasında bir beis görülmemekte, savaş suçunun işlendiğine dair bilimsel açıklamalar yapan Şebnem Korur Fincancı hocamız hukuksuzca tutuklanmaktadır. Bu saldırılar, YÖK’ün anadilinde eğitim talebine açtığı savaşla aynı akıl tarafından örgütlenmektedir.”

Örgütlenmeye çağrı yapıldı

Öğrenci gençliğinin sisteme karşı her geçen gün büyüyen öfkesinin tüm tahribatı yok edebilecek bir güçte olduğunu vurgulayan Çetin “Bu yüzden tüm sıra arkadaşlarımızı, 41. yıl dönümünde 6 Kasımın tarihi önemine ithafen, üniversitelerimizde baskı yasalarından ve geleceğimizi yok etmeye çalışan tüm unsurlara karşı demokratik üniversite mücadelesinin en ön saflarına çağırıyoruz!” diyerek çağrı yaptı.

Öğrenciler daha sonrasında İran’da molla rejimine karşı direnen kadınları, öğrencileri, işçi ve emekçileri, El Pueblo Unido marşını söyleyerek ve “Biji berxwedana Rojhilat”, “İran’da düşene, dövüşene bin selam”, “Örgütlü bir halkı, hiçbir kuvvet yenemez” sloganlarıyla selamladı.

YÖK Karşıtı Eylem Birliği bileşenleri:

Devrimci Gençlik Birliği, Devrimci Öğrenci Birliği, Kaldıraç Üniversite, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, Devrimci Gençlik Dernekleri, KÖZ, Özgürlükçü Gençlik, EHP Gençliği, Öğrenci İnisiyatifı, Yeni Demokrat Gençlik


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here